(818 S. K. m. 41) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Davacı Şükran Yıldızlı ve diğerleri vekili Avukat Nesimi Aksu tarafından, davalı Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 29.5.1995 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.12.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, bakiye zarar miktarı için 2003/549 esas sayılı dava açmışlar ve bu ek dava eldeki dosya ile birleştirilmiştir. Birleştirilen bu davada davacılar, tazminat miktarlarına olay tarihi olan 12.11.1993 gününden itibaren faiz yürütülmesini istedikleri halde, mahkemece ek davanın açıldığı 17.6.2003 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yanlıştır. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HUMK'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte gösterilen nedenle, hüküm fıkrasının 1 nolu bendi dördüncü satırında yer alan 17.6.2003 tarihinin çıkarılarak yerine 12.11.1993 yazılmasına, davalının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddi ile kararın davacı yararına düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 09.05.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, ıslah talebi ve ek dava kendisine asaleten çocukları Şenay (1980), Tuğba (1982), Yasin (1984), Tansu Elif (1993)'e velayeten anne Şükran Yıldızlı vekili tarafından açılmıştır. Şenay, Tuğba ve Yasin yargılama sırasında ve ek davadan önce reşit olmuşlardır. Davacı vekilinin bu kişileri de kapsayacak şekilde ek dava açmış bulunması BK.nun 397/2 kapsamında değerlendirilebilir ise de ıslahtan sonra bu çocukların onamlarını veya vekaletnamelerini ibraz etmesi, edemediği takdirde bu kişilere duruşma gününün tebliğ edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirdi. Davacı vekili temyiz dilekçesi ekinde çocuklardan Şenay'ın vekaletnamesini ibraz etmiş ise de Tuğba ve Yasin'in vekalet veya sağladığına ilişkin bir bilgi ve belge ibraz etmemiştir.
Bu durum karşısında Tuğba ve Yasin'in onamları veya vekaletnamelerinin sağlanması ve sağlanamadığı takdirde duruşma gününün bu kişilere tebliği ile sonucuna göre bir işlem yapılabilmesi ve verilecek kararın da bu kişilere tebliğ edilebilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy