(818 S. K. m. 41, 47)
Davacılar H. Gençtürk ve diğerleri vekili Avukat F. Özdemir tarafından, davalı M. H. Hacıoğlu ve S. Aksoy aleyhine 17/7/2003 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/10/2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacı H. Gençtürk ile A. Gençtürk' ün diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı sürücü S. Aksoy'un hukuka aykırı eylemi sonucu H. Gençtürk 15 gün, A. Gençtürk 15 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmışlardır. Bu yaralanma nedeni ile geçici işgücü kaybı isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece davacı H. Gençtürk için hastanede yattığı toplam 7 gün için, davacı A. Gençtürk için ise iş ve gücünden kaldığı 15 gün için tazminat hesap edilerek hüküm altına alınmıştır. Davacıların yaralanma derecelerine esas alınan raporda belirtilen miktarlar ceza hukuku bakımından öngörülen sürelerdir. Bu bakımdan geçici işgücü kaybı için davacının mevcut yaralanmasından dolayı kaç günde iyileşeceği tıp doktoru ulan uzman bir bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenmeli, gideri de buna göre hükmedilmelidir. Anılan yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
b) Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayın gelişimi, yaralanma dereceleri ve yukarıdaki anılan ilkeler gözetildiğinde mahkemece davacılar H. Gençtürk ve A. Gençtürk lehine hükmedilen manevi tazminatlar azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır.
3- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; davacılar dava dilekçesi ile istemiş oldukları tazminata olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istemişlerdir. Mahkemece maddi tazminata olay tarihi 30.03.2003 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine rağmen manevi tazminat isteklerine maddi hata sonucu 30.03.2004 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de doğru olmayıp ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2/a,b nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar H. Gençtürk ile A. Gençtürk lehine, 3 nolu bentte açıklanan nedenle tüm davacılar yararına BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy