(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Mehmet Özkan tarafından, davalı Mahmut Ütük aleyhine 28.2.2002 gününde verilen dilekçe ile haksız icra takibi nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı tazminat; davalı-karşılık davacı Mahmut Ütük tarafından, davacı-karşılık davalı aleyhine 12.3.2002 gününde verilen dilekçeyle de haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemlerin reddine dair verilen 15.9.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı-karşılık davalının temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanması gerekir.
2- Davalı-karşılık davacının temyizine gelince; davalı-karşılık davacı, davacı-karşılık davalının asliye hukuk mahkemesine verdiği dilekçede kendisine icra mafyası demek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davacı-karşılık davalı ise; davalı-karşılık davacıya aralarında geçen olay nedeniyle kızgınlıkla, mafyalık mı yapıyorsunuz da alacağınız olmayan parayı benden tahsil etmeye çalışıyorsunuz dediğini belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının yasal şikayet hakkını kullanma sınırları içinde kaldığı, karşılaştığı olay nedeniyle böyle hareket etmesinin uygun görülebileceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Dava dışı Emrullah Avvuran'ın bir kuyumcudan alış veriş yaparak borçlandığı, davacı-karşılık davalının da boş olarak hazırlandığını iddia ettiği bonoyu borçlunun kefili olarak imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine dava dışı kuyumcu Durmuş Özgül'ün bonoyu icra aracılığı ile tahsil etmek üzere avukat olan davalı-karşılık davacıya verdiği, davalı-karşılık davacının da alacaklı vekili olarak davacı-karşılık davalı hakkında icra takibi başlattığı, davacı-karşılık davalının borcu haricen asıl alacaklıya ödediğini ileri sürerek borcun belgesi olan bonoyu davalı-karşılık davacıdan istediği, aralarında geçen konuşma sırasında davacı-karşılık davalının davalı-karşılık davacıya mafyalık mı yapıyorsunuz da alacağınız olmayan parayı benden tahsil etmeye çalışıyorsunuz biçiminde sözler sarf ettiği anlaşılmaktadır.
Avukatlık mesleğini yerine getirirken kendisine getirilen işi kabul ederek işinin gereğini yapan davalı-karşılık davacının, yukarıya alınan sözlerle nitelendirilmesi onun kişilik haklarına saldırı oluştur ve yararına Borçlar Yasası'nın 49. maddesi gereğince manevi tazminat takdir edilmesini gerektirir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden yerinde olmayan yazılı gerekçeyle karşılık davanın da tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı-karşılık davacı yararına BOZULMASINA; davacı-karşılık davacının temyiz itirazlarının 1 sayılı bentteki nedenlerle reddiyle kararın bu bölümünün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacı-karşılık davalıya yükletilmesine ve temyiz eden davalı-karşılık davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 15.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy