(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 4, 24)
Dava: Davacı A. mirasçıları M. vd. vekili Avukat S.Ü.H. tarafından, davalı ... Yay. A.Ş. vd. aleyhine 24.04.2003 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.02.2005 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 30.05.2006 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat A.Ö. ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat S.Ü.H. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldın nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu yazının özünde eleştiri niteliğinde bulunması ve fakat kullanılan sözler itibariyle konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılığın korunmaması nedeniyle hukuka aykırılığın söz konusu olması ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda; takdir edilen manevi tazminat miktarı fazla görülmüştür. Ancak, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmediğinden; kararın HUMK'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3- Davacı, davalıların hukuka aykırı olarak yaptıkları yayın nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürmek suretiyle manevi tazminata ve karar özetinin de yayınına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiştir. Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ilave bir yaptırımı öngören bir karar verebileceği gibi, saldırıyı kınayan bir hüküm de kurabileceği öngörülmüştür. Medeni Kanun'un 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda hakimin somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği düzenlenmiştir.
Açıklanan şu düzenlemeye göre hakimin davaya konu olan uyuşmazlıkların çözümünde, belirleyecek yaptırımın türünü serbestçe takdir edebileceği ancak bu yaptırımın somut olay itibariyle hak ve adalete de uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu edilen olayda, mahkemece istenen tazminatın hüküm altına alınması ile, davalıların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haberin verilişinden bu yana uzun bir sürenin geçmiş bulunmasına ve Borçlar Kanunu'nun 49/2. maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması uygun görülmemiştir. Ne var ki bu husus da yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın HUMK'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda 2 ve 3 nolu bentlerde belirtilen nedenlerle hüküm bölümünün 2. bendinde yer alan 25.000.000.000 rakamının çıkarılarak yerine 10.000.000.000 rakamının yazılmasına; yine 2. bendindeki; Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin tirajı 100 binden fazla Türkiye genelinde yayınlanan ilk 3 gazeteden birinde gideri bu davalılardan alınmak sureti ile yayınlanmasına biçimindeki sözcük dizisinin çıkartılmasına; diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA, temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 450.00.- YTL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy