(4958 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 386)
Davacı F. E. vekili Avukat M. K. tarafından, davalılar Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı ve diğerleri aleyhine 11.12.2003 gününde verilen dilekçe ile tedavi nedeniyle uğranılan zararın istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 5.3.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, tedavi gördüğü sırada uygulanan tedavi nedeniyle sakatlandığını belirterek uğradığı zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Yerel mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın hizmet kusuruna ilişkin bulunduğu belirtilerek davaya idari yargı yerinde bakılacağı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılardan SSK Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılardan Sosyal Sigortalar Kurumu 4958 sayılı Yasa ile kurulmuş ve anılan Yasa'nın 1. maddesinde Kurumun, tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Davacı, davalı kuruma ait hastanede bel fıtığı ameliyatı olduğunu, ameliyattan iki gün sonra davalılardan hemşire S. A.'nın vurduğu iğne sonrasında başlayan ağrılar ile birlikte sol ayağını hissetmemeye başladığını, yanlış tedavi nedeniyle ayağını kaybettiğini belirterek istekte bulunduğuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın salt 4958 sayılı Yasa'nın uygulanmasından kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. Eldeki davada, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.2003 tarih 2003/21-95-113 sayılı kararında da belirtildiği gibi, Borçlar Yasası'nın 386/2. maddesi gereğince diğer iş görme sözleşmeleri hakkındaki yasal düzenlemelere tabi olmayan işlerde vekalet hükümleri de uygulanabilecektir. Tarafların hukuki durumları gözetilerek, uyuşmazlığın çözümünde Borçlar Yasası'nın adam çalıştırma ilkeleri ve vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulanabileceği sonucuna varılmalı, uyuşmazlığın idari yargı yerinde değil adli yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerektiği benimsenmelidir.
Kaldı ki gerçek kişi olan davalılardan S. A. hakkındaki davaya idari yargı yerinde bakılamaz.
Yerel mahkemece, özel hukuk hükümleri gereğince işin esasının incelenerek varılacak sonuca uygun bir hüküm kurulmak gerektiği gözetilmeyerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; 26.5.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy