(3213 S. K. m. 46) (818 S. K. m. 42)
Davacı Maliye Hazinesi vekili Avukat Y. Ünal tarafından, davalılar H. Yılmaz ve diğerleri aleyhine 20.7.2000 tarihinde verilen dilekçe ile haksız eylem sebebiyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davalı H. Şenyurt varisleri ve H. Yılmaz hakkındaki davanın reddine, sair davalı E. Kırmataş Ltd. Şti. hakkındaki davanın kabulüne dair verilen 7.12.2004 tarihli kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak tetkiki davacı vekili ve davalı E. Kırmataş Ltd. Şti. vekili taraflarından süresi içerisinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19.7.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı hazine vekili Avukat S. Göktürk ile karşı taraf davalılardan E. Kırmataş Ltd. Şti. vekili Avukat M. Özşuca ve davalı H. Yılmaz vd. vekili Avukat M. Sarıgül geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının temyizine gelince;
Dava, haksız eylem sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde davalıların idareye ilişkin taşınmazın bir bölümünden ruhsat dahilinde maden çıkardıklarını ancak ruhsat dışı alanda da çalışma yaptığını, taşınmazın ruhsat sahibi tarafından Milli Emlak Dairesi Başkanlığından kiralanması gerekirken kiralanmadan kullanılması sebebiyle zararın oluştuğunu belirtmiştir. Dava dilekçesinde ayrıca Maden Kanununun 46. maddesi gereğince irtifak veya intifa hakkı tesis ettirmeden taşınmazın kullanılmış olduğundan davalıların faaliyetine son verilerek davalıların sahayı kullanılabilir hale getirdikten sonra terk etmeleri talep edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre dava konusu yerle ilgili olarak davalı H. Yılmaz adına 11/5/1992 gününden itibaren 10 yıl süreli Maden İşletme Ruhsatı olup, bu ruhsatın davalı H. Şenyurt tarafından kullanılıp sair davalı E. Kırmataş Ltd. Şti.'ye devredildiği ve dava gününden sonra 10 senelik sürenin dolduğu anlaşılmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanununun 46. maddesi maden işletme ruhsatı verilen alanın özel mülkiyete konu olması halinde irtifak veya intifa kamulaştırması yapılmasını öngörmektedir. Maden ocağının işletilmesi aşamasında bu biçimde bir hakkın kurulmamış olması, bu aşamada böyle bir hakkın talep edilmesine engel değildir. Davacının zararının şu aşamada böyle bir hakkın kurulması gerektiği varsayım olarak kabul edilerek anılan Kanunun 46. maddesi gereğince kamulaştırma yasasına göre hesaplanmalıdır.
Davalıların ruhsat alanı içerisinde kalan taşınmaz 25.12.1997 gününden önce devletin hüküm ve tasarrufunda iken bu tarihte tapuya bağlanması ile devletin özel mülkü olmuştur. Her iki halde da davacının yasadan doğan zararı talep etme hakkına sahip olduğu gözetilerek ve davalıların kullanım sürelerine göre zarar miktarı belirlenmelidir.
Davacı Maliye Hazinesinin dava konusu yaptığı sair bir zarar kalemi de, Maden Kanununun 46. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ruhsat sahibinin faaliyetine son verdiği halde sahayı kullanılabilir halde terk etme yükümlülüğüne ait düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Anılan düzenlemeye göre dava devam ederken on senelik ruhsat süresi dolduğundan taşınmazın sahibine kullanılabilir halde teslimi gerekir. Davalılar bu yeri kullanılır hale getirmediklerine göre bu kalem zararın da ruhsat tarihindeki taşınmazın fiziki durumuna göre hesaplanması gerekir. Bunun tesbiti için ruhsat alanının teslimi sırasında bir tespit yapılıp yapılmadığı araştırılmalı varsa belgeleri getirtilmeli, belge yok ise bu husus tarafların gösterecekleri sair kanıtlarla belirlenmelidir. Şayet bu yönteme göre de zarar tespit edilemez ise BK.nun 42. maddesi gözetilerek karar verilmedir.
Yargılama sırasında davalıların ruhsat alanı dışına taşarak faaliyette bulundukları da belirlenmiştir. Bu durum haksız eylem niteliğinde olup ruhsat dışı kullanılan yer için malzeme bedeline hükmedilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden malzeme bedeline hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının öteki temyiz itirazları incelendiğinde; Dava konusu zarara neden olan eylemlerden gerçek kişi olan davalıların da sorumlu oldukları gözetilmeksizin onlar hakkındaki davanın reddedilmiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın 3 sayılı bentte açıklanan sebeplerle davacı, 2 sayılı bentteki sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki sebeplerle reddine ve temyiz eden davacı hazine yararına takdir edilen 400,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara ve temyiz eden davalı şirket yararına takdir edilen 400,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin de davacı hazineye yükletilmesine ve davalı şirketten peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 19.07.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
1- Dava tarihi itibariyle dava konusu alanın bir kısmının ruhsatlı olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar dava sırasında bu alanın ruhsat süresi dolmuş ise de, bu alana ait ruhsatın yenilenip yenilenmediği de belirli değildir. Her dava tarihindeki şartlar itibariyle çözümlenmesi gerekir. O durumda dava gününden sonra ruhsat süresinin dolmuş olmasından ötürü Taşınmazın kullanılabilir hale getirilme giderlerine hükmedilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum. Yerel mahkemenin ayrıca davacıların kullandığı taşınmazın ruhsatlı alanına ait kullanılabilir hale getirildikten sonra taşınmazın terki talebini de reddetmesi gerekir.
2- Davalılardan H. Şenyurt'un dava tarihi olan 20.07.2000 gününden önce 25.09.1999 gününde öldüğü ve dava aşamasında mirasçıları Güney, Ekrem, Sibel ve Sinan vekillerinin vekalet ibraz ettiği, bu kişiler hakkında usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı dosya kapsamından anlaşılmış olup, bu davalıların vekillerinin de bu yöne ait temyize cevap dilekçesi bulunmaktadır. 04.5.1978 tarih ve 1978/4-5 sayılı YİBK. na göre davalının dava gününden önce ölmüş olması halinde mirasçıların davaya katılması veya ıslah yoluyla bu eksiklik giderilemeyeceğinden davalı H. Şenyurt haklarında açılan davanın da bu sebeple reddi gerektiği düşüncesinde olduğumdan yerel mahkeme kararının belirtilen sebeplerle de bozulması gerektiği görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy