(4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı Nimet Kardoğan vekili Avukat M.Ümit Erdoğan tarafından, davalı Aslı Gaz. AŞ ve diğerleri aleyhine 20.12.2000 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 15.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece 5.000.000.000 lira manevi tazminatın takdirine dair verilen 14.5.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 13.4.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat Tuna Eğrilmez geldi, karşı taraftan davacı adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, basın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğramasından doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş ve karar davalılarca temyiz edilmiştir.
Dava konusu yazıda; eroin imal edilen bir evdeki patlama sonucu ölen ve yaralananlar olduğu anlatılarak, davacı doktorun da gözaltına alındığı ve eroinlerin sahibi olduğu iddiasının bulunduğu anlatılmıştır. Davacı, patlamadan sonra çağrıldığı için sadece tıbbi yardımda bulunduğunu, bunun dışında olayla bir ilgisinin bulunmadığı halde, eroinlerle ilişkisi varmış gibi tanıtılması nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü ileri sürmüştür.
Davalı taraf, olay tarihindeki polis soruşturmasında elde edilmiş bilgi ve açıklamalara göre haberi yayınladıklarını, ilave yapmadıklarını savunmuştur. Basının haber verme hakkı gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık temel kuralları ile sınırlıdır. Gerçeklik, somut gerçeği değil olayın haber verildiği andaki beliriş biçimine uyguluk şeklinde anlaşılması gerekir.
Somut olay itibariyle, olay günü eroin imal edilen bir evde patlama olduğu, davacının olay yerine gelerek yaralılara ilk müdahaleyi yapıp, özel bir hastahaneye kadar götürdükten sonra, polise haber vermeden ayrıldığı, bundan sonra başlatılan soruşturmada ise gözetim altına alındığı ve yayının yapıldığı tarihte halen gözetim altında tutulduğu anlaşılmaktadır. Davacı için yapılan yayında da yukarıya aktarılan hususlar öz ve biçim dengesi kurulmak suretiyle anlatılmış ve abartılı bir açıklamaya yer verilmemiştir. Sonradan davacı hakkında takipsizlik kararı verilmiş olması yayının gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Yayın, somut gerçeği değil, yayının yapıldığı andaki görünen gerçeği, özle biçim arasındaki dengeyi korumak suretiyle topluma sunmakla yükümlü ve yetkilidir. Dava konusu yayında bu sınırlar içinde kalınarak yayın yapıldığından hukuka uygundur. Bu nedenle kişilik haklarına saldırıdan bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 375, 00 YTL. (375.000.000 lira) duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy