(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Kemal Türkmen vekili Avukat Barış Yıldırım tarafından, davalı M. Hanifi Barut ve diğerleri aleyhine 30.9.2002 tarihinde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.12.2003 tarihli kararın Yargıtay´ca tetkiki davalı Halil Afat ile Mutlu Aslan tarafından süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, davacının görevli olduğu kurumda yapılan bir soruşturmada haksız ve dayanaksız şekilde suçlanmış olduğu iddiasıyla manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacının Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı İl Tarım Müdürlüğüne ilişkin deponun, özel bir şahsa usulsüz olarak kiralanma olayı sebebiyle başlatılan soruşturma da, tanık olarak beyanda bulunan, davalı Mutlu Aslan kiralama işleminin yapıldığı tarihlerde davacının müdür vekilliği yaptığını ve kiralamadan haberdar olduğunu bildirmiştir. Yapılan soruşturma sonucu, davalı Halil Afat tarafından düzenlenen raporu ile usulsüz kiralama olayında davacının da sorumluluğu bulunduğu bildirilmiştir. Bundan sonra davacı hakkında takipsizlik kararı verilmiş ve usulsüz kiralama işlemini yapan dava dışı memur hakkında ise ceza davası açılmıştır. Bütün gelişmeler ve dosya içerisinde bulunan delillerden, davacının müdürlüğe vekalet ettiği dönem içinde, aynı kurumda görevli bir memurun, kuruma ilişkin depoyu hiçbir resmi işlem yapmadan mobilyacılık yapan birine kiralayıp teslim de ettiği ve bu şahsın depoyu soruşturma gününe kadar kullandığı anlaşılmaktadır. O durumda soruşturma konusu olaylar gerçektir. Bu olaylarda davacının doğrudan bir katılımı olmasa bile, amir olarak genel görevi sebebiyle soruşturma kapsamına alınmış olmasında hukuka aykırı bir yön yoktur. Yine soruşturma sebebiyle ifade veren sair davalının da, kurum içerisindeki konumu uyarınca bilgi ve gördüğünü anlatmış olmasında, tanıklığının yalan olduğu konusunda verilmiş bir hüküm bulunmadığına göre hukuka aykırı bir yön yoktur. Soruşturma sonucunda davacı hakkında takipsizlik kararı verilmiş olması davalıların sorumluluğunu gerektirmez. Tüm bu sebeplerle davalıların, davacının kişilik haklarına zarar veren hukuka aykırı bir eylemleri bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı biçimde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 31.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy