(4721 S. K. m. 6) (2004 S. K. m. 89)
Davacı M. vekili Av. İ. tarafından, davalı T. aleyhine 23.9.2003 gününde verilen dilekçe ile borçlu olmadığının tespitinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin reddine dair verilen 20.1.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 13.9.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat İ. geldi, karşı taraftan davalı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, dava dışı oğlunun borcundan dolayı davalı (alacaklı) tarafından İcra ve İflas Yasası'nın 89. maddesi gereğince tebliğ ettirilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borçlu olmadığını belirterek, takip borçlusuna borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuştur. Davalı ise, davacının borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiğini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının takip borçlusuna borçlu olmadığını kanıtlayamadığı benimsenerek istemin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Medeni Yasa'nın 6. maddesi gereğince iddia sahibi iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Genel kural ve yasal düzenleme böyle olmakla birlikte; somut olayın özelliğine göre kanıt yükü yer değiştirebilir. Bu bağlamda, davacının açtığı davaya davalı tarafından verilen cevapta, davacı ile borçlu arasında borcu doğuran bir hukuki ilişkiden söz edilmemiş; sadece davacının borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiği ileri sürülmüştür. Şu durumda, borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerekir. Böyle bir ilişkiye dayanmadan soyut olarak borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürülemez ve bu ilişkinin neye dayalı olduğu açıklanmadan davacıdan borçlu olmadığını kanıtlaması beklenemez. Davacının salt borçlunun babası olması onun borçlu olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda davacının olumsuzu kanıtlama olanağı bulunmamaktadır. Tüm bu olgular gözetilerek istemin kabul edilmesi gerekirken reddedilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 400,00 YTL. duruşma avukatlık ücreti ile aşağıda yazılı onama harcının davalıya yükletilmesine 13.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy