(4721 S. K. m. 369) (743 S. K. m. 320) (818 S. K. m. 60)
Dava: Davacı H. Hüseyin Erdoğan ve diğerleri vekili Avukat Mithat Ural tarafından, davalı Ali Uysal vd. aleyhine 13.3.2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.2.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Ziya Akyüz ve İskender Akyüz tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat isteğinin vazgeçme nedeniyle reddi ile iki davalı hakkındaki manevi tazminat isteğinin kabulüne karar verilmiş ve karar bu iki davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu olayla ilgili olarak yapılan ceza yargılamasına davacılar müdahil olarak katılmış, desteklerinin olayda kusuru bulunmadığı ve sanık durumundaki davalı Ali Uysal' ın tam kusurlu olduğu iddiasıyla manevi tazminat istemişlerdir. Bundan sonra eldeki davanın davalısı İskender Şafak Akyüz'ünde olayda kusuru olduğu iddiasıyla sanık olarak hakkında düzenlenen ek iddianame ile ceza davasına katılmıştır. Ceza davası sonunda her iki sanığın da mahkumiyetine ve 4.000.000.000.TL manevi tazminatın sanık Ali Uysal'dan tahsiline karar verilerek müdahil temyizi olmadan kesinleşmiştir.
Davacı eldeki bu dava ile daha önce ceza davasında katılma isteminde bulunmadıkları şimdiki davalı İskender Şafak Akyüz ve aile başkanı sıfatıyla babası Ziya Akyüz'den manevi tazminat istemektedirler. Yukarıda açıklandığı üzere davacılar desteğinin ölümü nedeniyle istedikleri manevi tazminatın bir bölümü ceza mahkemesi kararı ile verilmiştir. Davacılar oradaki katılma dilekçelerinde istedikleri manevi tazminat miktarının tamamını göstermişlerdir. Davacıların istekleri zararın tamamının davalı sanıktan alınmasına yönelik olmuştur. O dilekçede şimdiki davalılardan da tazminat isteneceğine ilişkin olarak saklı tutulan bir haktan da söz edilmemiştir. Bu haliyle manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkeleri de gözetildiğinde, şimdiki davalılar için bir bölüm manevi tazminat hakkının saklı tutma iradesinin bulunmadığı sonucuna varılması gerektiğinden ayrıca yeniden manevi tazminata hükmedilemez. Ceza davasında istek olmadığı için aleyhine manevi tazminat hükmü bulunmayan ikinci sanık, iç ilişkide diğer sanık ile birlikte sorumludur. Bu nedenle diğer sanığın müteselsil sorumluluk gereği tamamından sorumlu olduğu manevi tazminatı, kusuru oranında ikinci sanığa (eldeki davanın davalıları) rücu hakkının bulunması da gözetildiğinde mükerrer tazminat ödenmesi söz konusu olacaktır. Bu nedenlerle davacılar lehine eldeki dava ile ikinci kez manevi tazminat verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davanın kabul biçimine göre ise; davalı Ziya Akyüz Yeni Medeni Kanunun 369. (Eski MK320.) maddesi gereğince ev başkanı olarak tazminat ile sorumlu tutulması istenmiştir.
Davalılar süresi içinde zamanaşımı savunmasında bulunmuşlardır. Mahkemece eylem suç teşkil edip, Borçlar Kanununun 60/2. maddesi uyarınca zamanaşımı dolmadığından savunma reddedilmiştir.
Dava konusu olay 17.4.2001 tarihinde gerçekleşmiş ve eldeki dava ise 13.3.2003 tarihinde açılmıştır. Eylem suç teşkil edip olayda ceza zamanaşımının uygulanması gerekir ise, bu süre ancak haksız eyleme katılan için kabul edilebilir. Halbuki, davalı Ziya Akyüz, eylemin faili olmayıp hakkında, Medeni Kanunun 369. maddesine göre dava açılmıştır. Bu durumda ceza zamanaşımının uygulama olanağı bulunmamaktadır. Bu halde süre bir yıldır. Ancak eldeki iş bu dava bir yıl içinde açılmamış olup dava tarihi itibariyle davalı Ziya Akyüz yönünden zamanaşımı dolduktan sonra dava açılmıştır. Yerel mahkemece anılan yön gözetilmeksizin adı geçen davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 14.02.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun kararın onanması görüşünde olduğumdan çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. 14.02.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy