(818 S. K. m. 60) (1086 S. K. m. 87) (492 S. K. m. 30)
Davacı Ş. vekili Avukat V. tarafından, davalılar O. ile Y. aleyhine 30.5.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 24.3.2005 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak da davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 13.9.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı, davalıların haksız eylemi sonucu yaralandığını belirterek ilk dava dilekçesinde manevi tazminat ile sürekli iş gücü kaybından dolayı maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Yargılama sırasında alınan 10.05.2004 günlü Adli Tıp Kurumu raporunda davacının % 39 oranda meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı belirlenmiş ve bu orana göre maddi zararın belirlenmesinden sonra davacı ıslah dilekçesi adı altında verdiği dilekçe ile saklı tutuğu fazlaya ilişkin maddi tazminatın da hüküm altına alınması isteminde bulunmuştur. Davalılar ise, ıslah dilekçesini kabul etmediklerini belirterek zamanaşımı definde bulunmuşlardır. Yerel mahkemece ilk dava yönünden istemin bir bölümü hüküm altına alınmış, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ıslah edilen miktarın reddine karar verilmiştir. Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesi gereğince zarar gören, zararı öğrendikten itibaren bir yıl içinde tazminat isteminde bulunabilir. Davacı zararı diğer bir anlatımla, meslekte kazanma gücünden kaybetme oranını, Adli Tıp Kurumu'nun 10.05.2004 günlü raporu ile öğrendiğine ve 04.02.2005 gününde yukarıda anılan maddede belirtilen bir yıllık süre içinde, ıslah dilekçesini verdiğine göre ıslah dilekçesindeki istemi zamanaşımına uğramamıştır.
Diğer yandan; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 87. maddesinde yer alan "Müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyid edemez" biçimindeki düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle ıslah yolu ile talep sonucunun değiştirilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Eldeki davada davacı ortaya çıkan bu olanaktan yararlanmak suretiyle ıslah dilekçesi verip asıl dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesi olarak nitelendirdiği dilekçesinde ileri sürdüğü istem ıslah yolu ile talep sonucunun artırılması biçiminde de olsa yeni bir dava niteliğinde olduğundan her davada olduğu gibi 492 sayılı Harçlar Yasasının 30. maddesi gereğince ıslah dilekçesiyle artırılan miktar üzerinden gerekli harç alınmadan yargılamaya devam olunamaz.
Yerel mahkemece, 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30. maddesi gereğince, ıslah edilen miktar için gerekli harç alındıktan sonra ıslah edilen miktar yönünden de işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, davalıların temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy