(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Şerafettin Üstünkol vekili Avukat Fehmi Erdem tarafından, davalı Zeki Yağdıran aleyhine 22.2.2001 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 5.10.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, haksız şikayet edildiğini ve yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıldığını ileri sürmüş ve iki ayrı nedenle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, şikayetin haksız olmadığı benimsenmiş ve bu istem bakımından ret kararı verilmiştir. Yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı savı bakımından ise, gerçeklik olgusunun bulunmadığı ve ayrıca konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık anlamında yazıda kullanılan ifadelerde hukuka aykırılık olduğu gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davalının şikayeti üzerine davacı hakkında bir çok konuda idari soruşturma yapıldığı; bir bölümü yönünden disiplin cezası verildiği, ayrıca Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu ve tazminat davası açıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, hazırlık soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiği; disiplin cezasının da idari yargı yeri tarafından iptal edildiği görülmektedir. İlgili kurumun davacıya karşı açtığı tazminat davası ise derdest bulunmaktadır. Tüm bu gelişim biçimi itibariyle, davalının şikayetini gerektirir emarelerin varlığı ve buna bağlı olarak da şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kullanıldığı kabul edilmelidir. Ki, mahkemece de bu şekilde değerlendirme yapılmış ve haksız şikayete dayalı istemin reddine karar verilmiştir. Diğer yandan, şikayete konu olgular davalı tarafından kaleme alınan yazıda da aynı biçimde dile getirilmiştir. Bu anlamda, yazıda görünür gerçeklik söz konusudur. Yazıda, konu ile ifade arasındaki düşünsel bağlılık da korunmuş ve soruşturma olgularına ilişkin genel değerlendirmelerde bulunulmuştur. Şu durumda, üslup yönünden aşma söz konusu değildir ve yazı hukuka uygun sınırlar içindedir. Mahkemece, bu dava nedenine dayanan istemin de reddi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy