(2709 S. K. m. 28) (5680 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı N.Ö. tarafından, davalı A.H.P. ve diğerleri aleyhine 24.05.2002 gününde dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 18.12.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı, duruşmasız olarak da davalılardan İ.U. ve H.I vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20.9.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, yapılan yayının hukuka aykırı olması nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı savı ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı yayının, Basın Yasası'nın tanıdığı sınırlar dışına çıkılmadan, özle biçim arasındaki denge korunarak verildiğini bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, istem kısmen kabul edilmiş, karar ile bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, yayın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğradığı savına dayanmaktadır. Diğer bir anlatımla dava, yapılan yayında yer alan açıklamaların kişilik değerlerine saldırı içerdiği ve böylece hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Böyle bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, genel durumlarda ki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerden farklı bir yöntemin izlenmesi ve ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması gerekmektedir.
Bunun nedeni, Anayasa'nın 28. maddesindeki basının özgür olduğu güvencesine ve bu ilkeyi güçlendiren 5680 sayılı Basın Yasası'nın 1. maddesindeki düzenlemedir Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, Öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. İşte basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Ne var ki basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi ve gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse MK.'nun 24 ve 25 maddesinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluk ve gerekliliktir.
Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı üzere, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği, diğer bir anlatımla, hukuk düzenince koruma altına alınan yararların birbirine karşı çatışma içinde bulundukları biçiminde bir görünümün var olduğu kanısı uyanmaktadır.
Halbuki hukuk düzeninin, çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Aksi halde hukukun kendisi, kendi kuralları ile çatışmış olur. Aslında, yapılan düzenleme, hukukun diğer temel kavramları ile birlikte incelendiğinde, iki yararın aynı anda ve aynı olayda birbiri ile çatışmadıkları, somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği anlaşılacaktır. Bunun sonucunda da, daha az üstün olan yarar, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında, o olayda ve o an için hukuk düzenince korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir.
Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Diğer bir anlatımla yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, Özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini ve haber verilirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Aksi bir yayının ise, gerek Anayasa ve Basın Yasası ve gerekse basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.
Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O an için o olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen her şeyi araştırmak, incelemek ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen ve var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu edilen yayında Esnaf-Oda hesaplaşması başlığı ve Oda neden zarara uğratıldı alt başlığı altında; Geçtiğimiz yılın sonu Yeni Sanayi Sitesi'nde Necati Özkök'ün Oda Başkanlığı yetkisinde Çıraklık Merkezi ile ilgili ihale yapılmıştı. Şimdi ise, Ö. gibi belediye meclisi üyesi olan H.I.'ın, çıraklık okulu ihalesini kazanan İmge İnşaat gibi ihaleye katıldığını, ihale teklifini de bizzat H.T.'ın hazırladığını ancak, 5 milyar daha düşük teklif vermiş olmasına rağmen ihalenin İmge inşaat'a verildiği söylentileri ortaya atılırken, görüşlerine başvurduğumuz Silivri ANAP Belediye Meclisi Üyesi H.I., iddiaları doğruladı. Silivri Esnafı, Ö.'ün Oda'yı neden 5 milyar zarar uğratma ihtiyacı duyduğunu merak ettiklerini ve açıklama beklediklerini söylerken, öte yandan ortaya atılan iddiaların doğru olduğunu kabul eden ve ihalede mağdur duruma düşen I.'lık yaptığı açıklamada, Neden ihalenin bana verilmediğini anlamadım. Ben projeye harfiyen uyacağımı belirterek 59 milyar teklif verdim. Karşı firma ise, 64 milyar vermişti. Son gün diğer firmayla görüşülerek 60 milyara kadar fiyat indirilerek bizimle hiçbir bağlantı kurulmadan ihale diğer firmaya verildi. Bizimle görüşülseydi bizde 55 milyara kadar fiyat indirimi ne giderdik. Ama nedense bir telefon dahi edilmedi ve biz haberdar dahi edilmeden ihale sonuçlandı dedi. biçiminde yayın yapıldığı görülmüştür.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden; davacının başkanı bulunduğu Oda tarafından bir inşaat ihalesi açıldığı, ihaleye katılanlar arasında daha düşük fiyat ile teklif veren katılan olduğu halde daha fazla teklif veren firmaya işin ihale edildiği, ihale verilen firma ile görüşülerek fiyat indirimi sağlandığı halde diğer katılımcılarla bu yönde bir görüşme yapılmadığı belirtilerek bu durumun eleştirildiği, Oda Başkanlığı seçiminde davacının Oda Başkanlığına aday olması nedeniyle haberin güncelliğini n bulunduğu, davacının kişilik haklarına yönelik başka bir anlatıma yer verilmediği anlaşılmaktadır. Şu durumda davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğundan söz edilemez.
Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan yönler gözetilerek istemin tümden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy