(818 S. K. m. 511)
Dava: Davacı Cemile Yavuz ve Resmiye Buber vekili Avukat Demirali Çetingöz tarafından, davalı Ahmet Şeren aleyhine 11.8.1998 - 23.8.1999 gününde verilen dilekçeler ile asıl davada muvazaa nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi, olmazsa tenkis, birleşen davada ölünceye kadar bakma akdine dayalı tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 20.4.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl dava davacıları ve birleşen dava davalıları Cemile Yavuz ve Resmiye Buber vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Asıl dava, muvazaa nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Birleşen dava ise ölünceye kadar bakma akdine dayalı tescil istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davada muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı ve tenkis isteminin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı asıl dava davacıları, birleşen dava davalıları Cemile Yavuz ve Resmiye Buber temyiz etmişlerdir.
Asıl davada davacılar Cemile Yavuz ile Resmiye Buber olup davalı tek erkek kardeşleri Ahmet Şeren'dir. Davacılar, ortak murisin 1971 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davacılardan mal kaçırmak için davalıya tüm mallarını devretmeyi vaad ettiğini iddia ederek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini, bu kabul edilmediği takdirde sözleşme ile tecavüz edilen mahfuz hisselerin sözleşmeden tenkisini talep etmişlerdir. Birleşen davada davacı asıl davanın davalısı Ahmet Şeren, davalıları ise asıl dava davacıları ve asıl davada yer almayan murisin eşi ve tarafların diğer kızkardeşidir. Birleşen davada da ölünceye kadar bakma akdine dayalı tescil istenmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre tarafların ortak murisi 1323 doğumlu Mustafa Şeren noterden düzenleme şeklinde 11.11.1971 tarihinde yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile tek oğlu Ahmet Şeren'e bakıp gözetmesi karşılığında terekesinde zuhur edecek bilcümle menkul ve gayrimenkul ile Nukut, Esham tahvilat, hayvanat haklarını terketmeyi taahhüt etmiştir. Murisin 1982 yılında bir gün ormana gidiyorum diyerek çıkıp gittiği ve 1996 tarihinde gaipliğine karar verildiği sabittir. Yine murisin tüm mallarını davalı Ahmet Şeren'in kullandığı, evlendikten sonra anne ve babasından ayrı oturduğu, arada bir anne ve babasını ziyarete gittiği tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Dosyadaki bu kanıtlara göre tarafların konumu, davalının murisin tek erkek çocuğu olması, miras bırakanla ilişkileri, özellikle bakım borçlusunun miras bırakanın tüm mallarını kullanması ve zaman zaman da miras bırakana da bakmasının bir ahlaki görev halinde olabileceği düşünülmelidir. Bu bağlamda, murisin tüm malvarlığını davalı Ahmet Şeren'e bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olup muvazaa iddiası kanıtlanmıştır. Şu durumda murisin amacının davacılardan mal kaçırmak olduğu kabul edilerek ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali istemi kabul edilmeli, buna karşılık birleşen dava reddedilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy