(818 S. K. m. 41, 43, 44)
Dava: Davacı Maliye Bakanlığı vekili Avukat C.K. tarafından, davalı Nurşen Ö. aleyhine 06.10.2005 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 11.04.2006 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle rücuan tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş, karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 2 Eylül Vergi Dairesi Müdürlüğü, 12.07.2002 tarihli yazıyla davalının çalıştığı Ticaret Sicil Memurluğuna dava dışı E. A.Ş. ile birlikte 7 adet şirketin 2001 yılındaki yönetim kurulu üyelerinin isimlerini sormuş, Ticaret Sicil Memurluğu 12.08.2002 tarihli yanıtıyla E. A.Ş.'de görevli 5 kişilik Yönetim Kurulu Üyelerinin isimlerini doğru olarak bildirmiştir. Davacı Vergi Dairesi Müdürlüğü, isimleri bildirilen yönetim kurulu üyelerinin adres bilgilerine ilişkin eksikliğin giderilmesi için 15.05.2003 tarihinde yeniden yazı yazmıştır. Ticaret sicil memur yardımcısı olan davalı, 23.05.2003 tarihli cevabı ile dava dışı E. A.Ş.'nin mevcut yönetim kurulu üyeleri yerine, farklı nedenlerle görevleri sona ermiş bulunan önceki üyelerin isimlerini bildirmiştir. Bu yanıt üzerine davacı taraf bu kişilere yönelik vergi ödeme emirleri çıkarmış, gönderilen bu ödeme emirlerinin iptali için borçluların Eskişehir 1. Vergi Mahkemesine açtığı 112 adet davayı kazanmaları sebebiyle toplam 23.653,40 YTL yargılama giderini davacı kurum ödemek durumunda kalmıştır. Davacı ödemek zorunda kaldığı bu giderin davalıdan tahsilini talep etmekte, davalı ise önce bildirilen doğru cevap nedeniyle davacının da kusurlu olduğunu, sehven yapılan yanlışlık dolayısıyla kendisinin sorumlu tutulmaması gerektiğini ileri sürmektedir.
Davalının, yanlış isim bildirmesi kişisel kusurunu oluşturur. Davalının bu kusurlu eyleminden sorumlu tutulması gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Olay hakkında yapılacak değerlendirmeler sırasında davalının kasıtlı olmaması ve davacının da bölüşük kusurlu olması hususları da gözönünde bulundurularak BK'nın 43-44. maddeleri yönüyle inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 20.09.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy