(1136 S. K. m. 164) (1086 S. K. m. 7, 428) (657 S. K. m. 4) (2577 S. K. m. 2) (YHGK. 17.01.2007 T. 2007/4-4 E. 2007/15 K.)
Dava: Davacı A. vekili Avukat A. tarafından, davalı B. Belediye Başkanlığı aleyhine 19/12/2002 gününde verilen dilekçe ile vekalet ücretinden kaynaklanan çekişmenin giderilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17/1/2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalı Belediyenin sözleşmeli avukatı olarak takip ettiği davalar sonucunda mahkemelerce hükmedilen vekalet ücretlerinin kendisine ödenmediğini, emanet hesabında bekletildiğini, emanet hesabında bekleyen birikmiş vekalet ücretinin tarafına ödenmesi için yaptığı başvurusunun da davalı Belediye tarafından 'Devlet Memurları Kanunu ile öngörülen limit dışında ödeme yapılamayacağından' bahisle reddedildiğini belirterek, aradaki çekişmenin giderilmesi ile birikmiş vekalet ücretinin ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı Belediyede 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak çalışan sözleşmeli avukat olup vekalet ücretlerinin herhangi bir limit olmaksızın tamamının kendisine ödenmesi istemi ile yaptığı başvurusunun davalı idare tarafından reddi üzerine eldeki bu davayı açmıştır.
Davacının, davalı kurumda memur kadrosunda çalıştığı çekişmesizdir. Aralarındaki ilişkinin başlangıcı, kapsamı ve sınırı ise yasa ile belirlenmiştir. Bu anlamda, aralarında bağımlılık (tabiyet) ilişkisi söz konusudur.
Diğer yandan, davalı Belediye bir kamu tüzel kişiliği olup; işlemlerinin, kural olarak kamu hizmeti niteliğini taşıdığı da tartışma dışıdır. Davaya konu ödemelerin yapılması, kamusal bir işlem olduğu gibi; yapılmaması da, hizmete ilişkin idari takdir ile ilgilidir. Somut olayda, davalı Belediyeye husumet yöneltilerek yasa gereği yapması gereken ödemeler ile ilgili olarak belli yönde işlem tesis etmeye zorlayıcı hüküm kurulması amaçlandığına göre talep ve işlemin idari nitelik taşıdığı kabul edilmek gerekir. Bu duruma göre, uyuşmazlık idari yargı yerinde görülmelidir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re'sen) dikkate alınır. Mahkemece; yargı yolu bakımından görevsizlik kararı yerine, işin esasının incelenmesi, usul ve yasaya mutlak aykırılık oluşturmaktadır. (HUMK.m. 7, m.428/b-2) Kararın, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bu bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy