(2709 S. K. m. 28) (4721 S. K. m. 24, 25) (5187 S. K. m. 1, 3)
Dava: Davacı B. K. vekili Avukat Ahmet Hür tarafından, davalı Basın Yatırım A.Ş aleyhine 13/04/2004 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/07/2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Basın Yatırım A.Ş vekili Avukat Diler Öcal tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, basın yolu ile kişilik haklarının saldırıya uğramasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Davacı vekili müvekkilinin Marmaris Devlet Hastanesi Başhekimi olduğunu, dava konusu edilen "Tercüman Gazetesi'nin" 09.04.2004 tarihli sayısının 1. ve 13'üncü sayfalarında yer alan "isimsiz bebeğin ölümü" başlıklı yazı içeriğindeki bilgilerin gerçeği yansıtmadığını belirterek manevi tazminat istemiştir.
Davalı taraf, haberin görünür gerçekliğe uygun olduğunu savunmuştur.
Dava, kısmen kabul edilmiş, hüküm davalılardan Basın yatırım A.Ş tarafından temyiz edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; yayın tarihinden önce olayın mağdurlarının, savcılığa şikayette bulunduğu, savcılıkça soruşturma yapılıp mağdur ve tanıkların dinlendiği, mağdur ve tanık anlatımlarının yayınla örtüştüğü görülmüştür. Haberin yayınlandığı andaki görünür gerçekliğe uygun olduğu anlaşıldığından yayın hukuka uygundur.
Yayın tarihinden sonra takipsizlik kararı verilmiş olması, yayını hukuka aykırı kılmaz. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01.10.2007 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy