(2644 S. K. m. 26)
Davacı E
vekili Avukat Y
tarafından, davalı A
ve diğerleri aleyhine 16.11.2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; H
hakkındaki istemin reddine, diğer davalılar hakkındaki istemin kabulüne dair verilen 9.6.2005 günlü kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan Ayşe vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne, miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, satış vaadi sözleşmesi ile H
ile H
'den satın aldığı taşınmaz payının adına tescili amacıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasının, tapu kaydında tedbir bulunduğundan taşınmazın davalı olduğunu bilerek satın alan 3. kişiye karşı dava açabileceği belirtilerek, davanın reddedildiğini ve kesinleştiğini, satış vadine konu olan payları satın alan A
'in satın aldığı payların dava tarihindeki değerinin payları satan ve satın alan davalılardan alınmasını istemiş; mahkemece, dava açılmadan önce öldüğü anlaşılan H
hakkındaki istemin reddine, diğer davalılar H
ile A
hakkındaki istemin kabulüne karar verilmiş, karar davalılardan A
tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu edilen paylı taşınmazın davalılar ile dava dışı 3. kişiler arasında iştirak ve müşterek mülkiyet hükümleri gereğince tapuda kayıtlı olduğu, 24.06.1998 günü Noterde düzenlenen taşınmaz satış vadi sözleşmesi ile H
ve H
'nin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre sahip oldukları paylarını davacıya satmayı vaat ettikleri, davacının H
ve H
'ye karşı satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptal ve tescil davası açtığı ve taşınmazın tapu kaydına, dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulduğu, tapu idaresi tarafından H
ile H
paylarının A
'ye temlik edilmesinde sakınca bulunup bulunmadığında ilişkin soruya mahkemece pay temlikinde sakınca bulunmadığının bildirilmesi üzerine davalı A
'nin payları satın aldığı, davacının açtığı tapu iptali ve tescil davasının reddedildiği ve temyiz aşamasından da geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Satış sırasında, tapu idaresi tarafından mahkemeye sorulması üzerine mahkemece satışa engel bulunmadığı bildirildiğinden ve bu bilgiye göre satış vadine konu taşınmaz paylarını satın alan A
., davacının uğradığı zarardan sorumlu tutulamaz. İstemin A
yönünden reddedilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy