(2918 S. K. m. 19)
Davacı Metin vekili tarafından, davalı aleyhine 07.04.2005 gününde verilen dilekçe ile tespit istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın reddine dair verilen 16.05.2006 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 20.11.2007 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava dilekçesinde, davacıya ait aracın çalındığı ve daha sonra davalının elinde bulunan araca uyarlandığı ileri sürülerek halen yediemin sıfatı ile davacının kullanımında olan aracın aidiyetinin tespiti ve tescil isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporunda aracın şanzumanının davacının çalınan aracına ait bulunduğu, motor modelinin davacının aracı ile uyumlu olduğu ve davacı aracının motoru olabileceği, ancak motor ve şanzuman dışında kalan diğer tüm parçaların ise 1993 model metalik renkli bir başka araca ait olduğunun tespit edildiği buna göre dava konusu aracın davacının aracı olarak tescil edilemeyeceğinin belirtildiği gerekçesiyle yazılı biçimde karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacıya ait Mercedes 200 E tipi ve 1990 model 34 .. 881 plaka sayılı aracın 25.11.1996 tarihinde İstanbul ilinde çalındığı, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü'nün yaptığı çalışmalar sonucunda davalının elinde bulunan Mercedes 200 E tipi ve 1989 model 06... 35 plaka sayılı araca 30.11.1998 tarihinde el konulduğu; Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06/10/2000 tarih ve 1999/1059-2000/1004 sayılı dosyasında davalının sanık sıfatı ile yargılandığı ve hırsızlık ile taklit mühür kullanmak eylemlerinden beraatına karar verildiği, temyiz istemi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.05.2002 tarih ve 2002/5656-6826 sayılı ilamı ile sanığın hırsızlık malı bilerek kabul ettiğinin sübuta erdiği vurgulanmakla birlikte, 4616 sayılı Yasa gereğince durumun değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verildiği ve sonrasında da Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 25.12.2002 gün ve 2002/639-1189 sayılı ilamı ile ceza davasının kesin hükme bağlanmasının ertelendiği, ceza soruşturması sırasında 25.02.1999 tarihinde yediemin sıfatı ile davacıya teslim edilen aracın halen davacının elinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Gerek ceza ve gerekse de hukuk yargılaması sırasında düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, aracın motor ve şasi numaralarının davacının çalman aracı ile uyumlu olduğu, diğer yandan numaraların orijinal olmadıkları ve sonradan bulundukları bölgelere vuruldukları, bunun dışında aracın orijinal kasa yapısında da değişiklikler yapıldığı belirtilmiştir. Ceza davası sırasında tanık sıfatı ile dinlenilen ve aracı davacıya satan Ahmet yeminli anlatımında, aracın özelliklerine ilişkin ayrıntılı bilgiler vermiş ve aracın kendisinin davacıya sattığı araç olduğunu ifade etmiştir.
Tüm bu olgular itibariyle, dava konusu aracın davacının çalınan aracı olduğu ve üzerinde uyarlamalar yapıldığı kabul edilmelidir. Şu durumda, aracın aidiyetinin tespitine ilişkin istem kabul edilmeli, 2918 sayılı Yasa'nın 19. ve devamı maddeleri hükümleri itibariyle de tescil isteminin idari nitelikte olduğu göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece, delillerin takdirinde yanılgıya düşülmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy