(2918 S. K. m. 109) (765 S. K. m. 102, 459) (818 S. K. m. 41, 60)
Davacı Savaş T. vekili Avukat M.S. tarafından, davalı Yüksel Y. vd. aleyhine 03.02.2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.07.2006 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 26.10.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık, hukuk mahkemesinde 03.02.2003 tarihinde açılan bu davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.
Haksız eylemden doğan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği günden başlayarak bir yıldır. Karayolları Trafik Kanununun 109/1. maddesinde bu süre iki yıl olarak öngörülmüştür. Zamanaşımının oluşması için zararın ve tazminat sorumlusunun birlikte öğrenilmesi gerekir, biri eksikse süre başlamaz.
Davalı Yüksel Y. hakkında açılan ceza davası, kazadaki kusuru oranında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış ve ceza mahkemesi kararı 14.09.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Davalılar yönünden eylem suç teşkil ettiğinden Borçlar Kanununun 60. maddesi gereğince dava uzamış (ceza) zamanaşımına tabidir. Davalılar hakkında TCK'nın 459/2. maddesi uyarınca ceza yargılaması yapılmış olup anılan maddedeki suç için öngörülen ceza miktarı gözönünde tutulduğunda TCK'nın 102/4. maddesi gereğince ceza zamanaşımının uygulanması, bu sürenin de beş yıl olduğunun kabulü gerekir.
Olay tarihi 15.01.1998 olup bu dava 03.02.2003 tarihinde açılmıştır. Olay tarihi ve davanın açıldığı tarih gözönüne alındığında 5 yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Diğer bir deyişle, dava açıldığı anda zamanaşımına uğramış durumdadır. Açıldığı anda zamanaşımına uğramış bir davada araştırma yapılarak rapor alınması ve bu rapora göre zamanaşımının uzatılması mümkün değildir. Kaldı ki, davacı %50 maluliyet oranını öngören Mersin Devlet Hastanesinin 29.05.2001 tarihli raporundan haberdar olarak davasını açmıştır. Dolayısıyla, davacı, sayın çoğunluğun zamanaşımına esas aldığı Adli Tıp Kurumu'nun %12.3 maluliyeti öngören 09.11.2005 tarihli, 4560 Karar sayılı raporundaki maluliyet oranından daha fazla zarar gördüğünü öğrenerek dava açtığına göre, davacının zararı geç (Adli Tıp Kurumu raporundan sonra) öğrendiğini kabul etmek mümkün değildir. Bu durum yasaya aykırı olduğu gibi, iyiniyet kuralıyla da bağdaşmaz.
Sonuç olarak; davanın 5 yıllık ceza zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından, süresi içinde ileri sürülen zamanaşımı iddiasının kabulü ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, kararın bozulması düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama görüşüne ve kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy