(2709 S. K. m. 28) (5187 S. K. m. 1, 3) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı Yalçın C. vekili Avukat Mithat Kurt tarafından, davalı Taylan B. vd.leri aleyhine 06.08.2002 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.07.2006 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Tekel Sigara Sanayi Müessesesi müdürü olduğunu, Evrensel Gazetesi'nin çeşitli sayılarında davacının menfaat karşılığı görevini kötüye kullandığı iddia edilerek kişilik haklarına saldırıldığını belirterek manevi tazminat istemiştir.
Davalılar, dava konusu yayınların olayın verildiği andaki beliriş biçimine uygun olduğunu, davacıyı karalayıcı ifadelerin bulunmadığını, sadece iddiaların varlığı ve bu konudaki tartışmaların dile getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kurumda müessese müdürü olarak görev yaptığı, kurumda çıkan yolsuzluklar nedeniyle yapılan soruşturmalar sonucunda davacının mahkumiyetini gerektirir bir hususun olmadığı, buna rağmen dava konusu yayınlarda davacı hedef alınarak iddiaların kişiselleştirildiği, bu suretle haksız ithamlarla davacının kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu yayınlar incelendiğinde, TEKEL'de vurgun yapıldığı davacının yasaya aykırı hareket ederek suç işlediği, TEKEL'deki ihale ve vurgundaki iddialarda adı geçen davacının servet sahibi olduğunun belirtildiği görülmektedir.
Dosyadaki kanıtlara göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.07.2003 tarih 2003/26218 Hazırlık, 2003/56 no'lu iddianamesi ile davacı hakkında devlet alımına fesat karıştırmak suretiyle irtikap suçundan kamu davası açılmış, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2003/304 Esas 2004/294 sayılı karar ile beraatına karar verilmiştir.
Davaya konu yayınların içeriği, davacı hakkındaki yukarıda açıklanan kamu davasının niteliği ve belirtilen ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu haberlerin yayın tarihlerindeki olayın beliriş biçimine, diğer bir anlatımla görünür gerçeğe uygun olduğunun kabulü gerekir. Davacının daha sonra beraat etmiş olması yayın tarihinde görünür gerçeğe uygun olan ve hukuka aykırı olmayan haberi, hukuka aykırı hale getirmez. Şu durumda davanın tümden reddi gerekirken mahkemece kısmen kabul edilmiş olması doğru görülmemiş; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy