(818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Davacı Tasfiye Halinde T. E. Bankası A.Ş. vekili Avukat N.D. tarafından, davalı İhsan K. aleyhine 10.01.2003 gününde verilen dilekçe ile banka zararının tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20.07.2006 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı banka, bankanın İ. şubesinde müdür olarak görev yapan davalının 1997 - 2001 yılları arasında usulsüz kredi kullandırdığını ve bu kredilerin geri dönmediğini, yapılan icra takipleri sonucunda da aciz vesikasına bağlandığını belirterek müfettiş raporuyla belirlenen zararın tazmini isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, yargılama sırasında alınan her iki bilirkişi raporunda, ... davalının kullandırdığı krediler nedeniyle bankanın zarara uğramasında herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının, geri dönmeyen krediler ve faizlerinden davalının sorumlu tutulamayacağının belirtilmiş olduğu... gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya dayanak teşkil eden T. E. Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 25.01.2001 ve 25.10.1999 tarihli idari soruşturma raporlarında; davalı tarafından 1997 - 2001 tarihleri arasında değişik firma ve kişilere kullandırılan 14 adet kredi işleminde, kredilerin onaylama, kullandırma ve yasal takip aşamalarında mevzuata aykırılık yapıldığı tespit edilmiş ve davalı tarafından kullandırılan her bir kredi işlemi yönünden inceleme yapılarak usulsüz olduğu görülen işlemler belirlenmiştir.
Davalı, idari soruşturma sırasında verdiği savunmalarında; ...ilçede vergi rekortmeni olan ve itibarı yüksek firmalara kredi kullandırırken bazı eksikliklerinin olduğunu, öncelikle şirketlerle sözlü olarak görüşerek kredilerin geri dönüşünü sağlamaya çalıştığını, bu nedenle, icra takibine geçilmesinde gecikmesinin bulunduğunu ve bu firmaların ekonomik kriz nedeniyle ödeme yapamadıklarını, tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunu... beyan etmiştir.
Yargılama sırasında alınan ilk bilirkişi raporunda; ... teminata alınan senetlerin gerçek sanıldığı, çek yasağının ise ticari anlaşmazlıktan kaynaklandığı, firmanın nakit veya verildiği dönemde kredi verilen firmaların İ. ilçesinde vergi rekortmeni ve en itibarlı firmalardan biri olduğu, zaman zaman bu tür uygulamaların yapıldığının herkesçe bilindiği, müfettişlik raporunda da belirtildiği üzere bankaya girdiği tarihten itibaren İ. şubesinde çalışan ve 1992 yılından bu yana da müdürlük yapan davalının 1998 yılına kadar kayda değer bir yasal takip işlemi yapmamış olmasının verdiği güvenle, çevredeki itibarını da kullanarak usulsüz kredileri iyiniyetle tasfiye edebileceğine inanarak çalıştığı, davalının kastı, kötüniyeti ve açık bir ihmalinin bulunmadığı, basiretsiz ve tedbirsizce kredi kullandırdığı hususunda kanat oluşmadığı, yapılan işlemlerin normal bankacılık işlemleri olarak değerlendirilebileceği, davalının sorumluluğunun tespit edilemediği... belirtilmiştir.
Davacının bu rapora itiraz etmesi üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunda da; ... kredilerin bölge müdürlüğünün onayı ile açıldığı, kredilerin açılışı ve kullandırılması sırasında kefalet, teminat senedi ve ipotek alındığı ve firmaların ödeme zorluğuna düşmeleri sonucunda hesap kat ihtarnameleri keşide edilip icra takiplerine geçildiği, her ne kadar müfettiş raporunda mevzuata aykırı işlemler yapıldığı ifade edilmiş ise de bu mevzuatın nelerden ibaret olduğunun belirtilmediği, sözü geçen firmalara bu şekilde açılan kredilerin geri dönmemesinin ekonomik kriz nedenine dayandığı, bütün bunlar nazara alındığında geri dönmeyen kredilerden doğan banka zararının oluşmasında davalıya atfı kabil herhangi bir kasıt, ihmal ve dikkatsizlik bulunmadığı belirtilerek benzeri olayların aynı dönemde pek çok bankada yaşandığı nazara alınarak davalının mali yönden sorumlu olmadığı konusundaki ilk bilirkişi raporuna aynen iştirak edilmiştir... denilmiştir.
Mahkemece de bu raporlar hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içinde mevcut idari soruşturma raporu ve eklerinin incelenmesinden; davalının bazı müşterilere kredi kullandırırken mevzuata aykırı işlemler yaptığı, örneğin; ...çek yasaklısı olan bir kişiden kefalet alındığı, bir şirkete kredi verilirken krediyi alacak olan şirketin kardeş şirketi olduğu anlaşılan şirketten kefalet alındığı... ve böylece kredi işlemlerinde yeterli inceleme yapılmadığı ve usulüne uygun olarak teminat alınmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ise; idari soruşturma raporlarında usulsüz olarak verildiği belirlenen on dört adet kredi işlemi hakkında ayrı ayrı inceleme ve belirleme yapılmadan sadece genel ifadeler kullanılarak davalının kusurunun bulunmadığı ve zarardan sorumlu olmayacağının bildirildiği görülmüştür.
Dosyadaki bilgi, belge ve yukarıda yapılan açıklamalar itibariyle davalının müfettiş raporuna konu olan kredi verme işlemlerinde kusurunun bulunduğu ve görevini yerine getirirken yeterli dikkat ve özeni göstermediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda da görüleceği üzere, mahkemece hükme esas alınan raporlarda, soyut ifadeler kullanılmış olup her bir kredi işlemi yönünden ayrı araştırma yapılmadığı için kesin ve belirleyici bir ifade kullanılmamıştır. Bu nedenle bilirkişi raporu ve inceleme yetersizdir.
Davalının görevini yerine getirirken yeterli dikkat ve özeni göstermemiş olması bir kusurdur. Bu nedenle ortaya çıkacak zarardan sorumludur. Ancak, şartları varsa Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddeleri uyarınca bu hususlar indirim nedeni olarak değerlendirilebilir. Şu durumda mahkemece, soruşturma raporunda bildirilen her bir kredi işlemi yönünden ayrı inceleme yapılarak, kusur ve zarar somut olarak araştırılarak bu konuda uzman bilirkişilerden rapor alınmalı, zarar miktarı belirlendikten sonra BK'nın 43. ve 44. maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmeye göre gereken indirimler varsa uygulanmak suretiyle varılacak uygun sonuca göre karar verilmelidir. Anılan yönler gözetilmeden eksik inceleme sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 26.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy