(2004 S. K. m. 8) (818 S. K. m. 50)
Dava: Davacı Adalet Bakanlığı vekili Avukat E. A. tarafından, davalılar A.Y. vd. aleyhine 14.04.2003 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.07.2005 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı A. B. vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 03.04.2007 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat E. B. ile karşı taraftan davacı Hazine vekili Avukat H. S. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, icra memurunun hatası sonucu zarara uğrayan üçüncü kişiye davacı bakanlıkça ödenen tazminatın kusurlu memurlardan rücuen tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davacı ile davalılardan A. B. tarafından temyiz edilmiştir.
Mersin 1. İcra Müdürlüğünün 1991/3618 sayılı rehnin paraya çevrilmesi şeklindeki takip dosyasında, gümrük deposunda bulunan ve kesinleşen takip nedeniyle satışı talep edilen donmuş etlerin ihale ile satışı yapılmış, satışın kesinleşmesi ile ihale bedeli de tahsil edilmiştir. Ancak satışı yapılan bu etler, satıştan önce alınması zorunlu olan kontrol belgesi alınmamış olduğu için gümrük idaresince alıcıya teslim edilmemiştir. Bu aşamada kontrol belgesi alınması yönündeki girişimler de, etlerin yurt içinde tüketimi sağlığa uygun bulunmadığından sonuçsuz kalmıştır. Böylece etler alıcıya teslim edilemediği için, alıcının bu durum nedeniyle uğradığı zarar mahkeme kararı ile davacı idare tarafından ödenmiştir. Bu ödeme yapıldıktan sonra, icra dairesinde görevli olan davalılara rücu edilmek üzere eldeki dava açılmıştır.
Bilindiği gibi zarardan müteselsilen sorumlu olanlar arasındaki rücu davasında teselsül geçerli olmaz. Bu nedenle rücu sırasında her bir davalı, rücu edene karşı kendi kusuru oranında sorumludur. O halde rücu davasında, davalıların zararın doğmasında kusurları olup olmadığı ve bunun oranlarının ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Davalı A. B.'nin durumu bu kapsamda incelendiğinde, adı geçenin olay tarihinde icra müdür yardımcısı olarak görev yaptığı, söz konusu icra dosyası için de takip talebi üzerine ödeme emri düzenleyerek borçluya gönderdiği ve bundan sonraki tüm işlemlerin ise icra müdürü olan A. Y. imzası ile yapıldığı görülmektedir. Ödeme emrinin tebliği sonrası takibin kesinleştirilmesi, satış talebinin kabulü ile satış hazırlıklarının yapılması ve bundan sonra satışın yapılmasına ilişkin tüm işlemler icra müdürü A. Y. imzası ile yapılmıştır. Davalı A. B.'nin bu işlem ve kararlara katkısı olduğu konusunda somut bir belge veya kanıt yoktur. Bu duruma göre icra müdürünün sorumluluğunda ve bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilen işlemler nedeniyle, onun kararlarını kontrol ve denetim imkanı bulunmayan yardımcısının bir kusuru bulunduğu kabul edilemez. Bu itibarla davalı A. B.nin zararın doğmasında bir kusuru olmadığından hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde diğer davalı ile birlikte sorumluluğuna karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle davalı A. B. lehine BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalı A. B. yararına takdir olunan 500,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 03.04.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Dava, icra memurunun hatası nedeniyle zarara uğrayan üçüncü kişiye davacı tarafından ödenen tazminatın kusuru bulunan memurlardan rücuen tahsiline ilişkindir.
Mahkeme davanın kısmen kabulü ile karar vermiştir. Davacı vekili ve davalı A. B. vekili tarafından karar temyiz edilmiştir. Dairece yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Çoğunluk bozma gerekçesine katılmıyorum. Şöyle ki;
Davalı A. B. olay tarihinde İcra müdür yardımcısıdır. Zararın oluşmasına neden olan işlemlerde katkısının bulunduğu dosya kapsamından ve tüm kanıtlardan anlaşılmaktadır. Tüm işlemlerin İcra müdürü tarafından yapıldığı yolundaki daire görüşü yerinde değildir. Mahkemenin davalı A. B.'nin sorumluluğuna dair kararı doğrudur. Yerel mahkeme kararı bu nedenle onanmalıdır.
Anlatılan nedenle; ilamın son bendindeki bozma gerekçesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy