(2709 S. K. m. 129) (818 S. K. m. 60) (657 S. K. m. 13)
Davacı F.D. (kendisine asaleten çocukları M. ve M.'e vekaleten) vekili Avukat H.V. tarafından, davalı R.B. vd. aleyhine 24.6.2005 gününde verilen dilekçe ile tedavideki kusur nedeniyle desteğin ölümünden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davalı S.B. hakkındaki davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 22.3.2006 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 22.5.2007 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat M.B. ile karşı taraf davalılardan R.B. ve E.U. vekili Avukat N.K. ve diğer davalı hazine vekili Avukat F.T. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacıların, davalı S.B.'na yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların, diğer davalılar R.B. ve E.U. hakkındaki hüküm bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davacıların desteğine devlet hastanesinde uygulanan tedaviden sonuç alınamayarak ölmüş olmasında, doktor kusuru bulunduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup husumet tedaviyi yapan doktorlar ile doktorun bağlı bulunduğu kuruma yöneltilmiştir.
Mahkemece, davalı S.B. yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliğine, doktor olan diğer davalılar yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, haksız eylem nedeniyle açılacak tazminat davaları bir yıllık zamanaşımına tabidir. Ne var ki, BK'nun 60. maddesinde öngörüldüğü üzere, haksız eylemin suç teşkil etmesi durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağı belirtilmiştir. Nitekim dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; doktor olan davalılar hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlikleri sonucu desteğin ölümüne sebebiyet verdikleri iddiası ve cezalandırılmaları istemiyle kamu davasının açılmış olduğu, ceza yargılamasının ise henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 8.6.2005 günlü karar ile davalıların cezalandırılmalarına ve kamu davasına müdahil olarak katılan davacıların şahsi hakları yönünden hukuk mahkemelerine muhtariyetlerine karar verilmiştir. Ancak bu karara karşı kanun yoluna başvurulmuş olup temyiz aşamasındadır.
Dava konusu olay 21.1.2000 tarihinde meydana gelmiştir. Dava, 24.6.2005 tarihinde açılmıştır. Davaya konu edilen olay, suç oluşturması ve niteliği gereği beş yıllık ceza zamanaşımına tabidir. Bu sürenin, davanın açıldığı tarih itibariyle dolduğu açıktır. Ancak davalılar hakkında açılan ceza davası kesin bir sonuca bağlanmamıştır. Haksız eylemi ika eden kişi hakkındaki ceza yargılaması devam ettiği sürece olayın mağduru tarafından ceza davasına müdahale ve kişisel hak talebi yoluyla davaya dahil edilme olanağı vardır. O halde doktor olan davalıların sorumluluğu da dolaylı olarak bu zamanaşımı süresi ile sınırlı olmaktan çıkarılmıştır, ancak bu durum ceza yargılamasının devam ettiği sürece söz konusu olabilir. Şu durumda davanın zamanaşımına uğradığından söz edilemez, açıklana nedenle mahkemece dava konusu edilen eylemden dolayı davacıların uğradığı zararın doktor olan davalıların kişisel kusurları sonucu gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemesi ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan davalılar yönünden yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davalılar R.B. ve E.U. yönünden bozulmasına; davacıların diğer davalı S.B'na yönelik temyiz itirazlarının ise ilk bentte açıklanan nedenlerle reddi ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 500,00 YTL. duruşma avukatlık ücretinin davalılardan R.B. ve E.U.'a yükletilmesine, peşin alı-nan harcın istek halinde geri verilmesine 22.05.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlarından doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun iki (2) nolu bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum 22.5.2007 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy