(2709 S. K. m. 28) (4721 S. K. m. 24, 25) (5187 S. K. m. 1, 3) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Y. B. vekili Avukat Sancar Kubilay tarafından, davalı Basın Yatırım San. ve Tic. A.Ş. aleyhine 28.7.2005 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.5.2006 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalılardan Basın Yatırım San. ve Tic. A.Ş. vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı davacı ile davalılardan Basın Yatırım San. ve Tic. A.Ş. temyiz etmiştir.
Davacı, ses sanatçısı Y. B.l'ün babası olduğunu, 2/8/2004 tarihli Halka ve Olaylara Tercüman isimli gazetede yayınlanan "Babasını Hacizden Kurtardı" başlıklı yayınla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu yayında yer alan borç ilişkisi dışındaki kısımların gerçeğe aykırı bulunduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf ise yayınının gerçek olduğunu icra takibine uğrayan davacının, oğlunun yardımı ile borcunu ödediğini, sorumlu yazı işleri müdürüne husumet düşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece icra takibi gerçek ise de, davacının evini boşalttığı, kaçtığı şok baskın düzenlendiği gibi hususların gerçek olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu olayda; davacının satın aldığı ev eşyası nedeniyle düzenlenen senedi ödeyememesi üzerine aleyhine icra takibi yapıldığı, icra dosyasına ödeme taahhüdünde bulunduğu ve fakat yerine getiremediği için menkul ve gayrimenkullerinin haczinin istendiği dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu haliyle yayının görünürdeki gerçeğe uygun olduğu görülmektedir. Atılan başlık ve yayın içeriği de somut olayla uyumlu olduğundan; yayındaki habercilik tekniği gereği yan unsur olarak nitelendirilebilecek ayrıntılar nedeniyle gerçeklik bulunmadığından bahisle tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle dava tümden reddedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı Basın Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalı şirketten peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07.03.2007 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy