(2004 S. K. m. 277, 283)
Davacı ....... vekili Avukat ....... tarafından, davalı ....... ve ....... aleyhine 29/11/2006 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı satışın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 14/03/2007 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, muvazaalı satış nedeniyle yapılan tapudaki işlemin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içersinde bulunan beyanlar ve incelenen dosya içeriğine göre; davacı tarafın davalılardan .......’a bu dava dışında açtığı iki ayrı davadan ilkinin Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2006/279 E. sayısı ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olduğu ve bu davada tapularının iptali istenen Edirne Merkez Karaağaç mahallesi ada 925, parsel 3 sayılı taşınmaz ile yine Edirne Merkez Bosna köyü 903 parsel sayılı iki taşınmaz hakkında bu alacak davası nedeni ile satışlarının durdurulması yönünde tedbir kararları verildiği ancak taşınmazların mahkemece verilen tedbir kararlarının tapu sicil dairesine bildirilmesinden önce davalı ....... tarafından diğer davalı .......’e satılmış olduğu anlaşılmaktadır. İkinci davanın ise Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2006/270 E. sayısı ile davacının, davalı .......’a ait bir başka taşınmaz olan Edirne Merkez Yeni mahalle, ada 467, parsel 67 sayılı taşınmaz üzerine iyiniyetle yaptığı inşaatın bedelinin tahsili, bu mümkün olmazsa taşınmaz üzerine yapılan binanın değerinin üzerindeki taşınmazdan yüksek olması nedenine dayalı tapu iptali şeklinde terditli talepleri içerdiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme, muvazaa nedenine dayalı tapu iptali davasını açabilmesi için önce kişinin satışın iptali konusunda hukuki yararının bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, eldeki davada davacının, davalı Nurcan’ın murisi olmadığını, davacının bu davayı açma gerekçesi olarak davalıdan olan alacaklarının varlığını ileri sürdüğünü, buna yönelik olarak da davalıya karşı açtığı davalardan ikincisi olan ve iyiniyetli inşaat nedeni ile önce alacak olmazsa tapunun iptalini talep ettiği 2006/270 Esas sayılı terditli davada, alacağının teminatı olarak dava konusu edilen taşınmaza tedbir kararı konulmuş olduğunu, bu davada tapunun iptaline karar verildiği takdirde davacının herhangi bir alacağının kalmayacağını tespit ederek, davacının bu terditli dava nedeni ile olan alacağı için dava konusu taşınmazların devrinin iptali konusunda herhangi bir hukuki yararının bulunmadığı sonucuna varmıştır. Diğer 2006/279 Esas sayılı salt alacak davası ile ilgili olarak da alacaklı olduğu herhangi bir şekilde mahkeme kararı ile ortaya çıktığında davacı alacağını alamadığı takdirde İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca alacağın doğduğu tarihten önceki iki yıl içinde yapılan tasarrufların iptali için dava açma imkanı bulunduğunu buna göre henüz mevcut dahi olmayan bir alacak için eldeki davanın açılmasının mümkün olmadığı gerekçelerine dayalı olarak davanın reddine karar vermiştir.
Dava, Borçlar Kanunu’nun 18. maddesinde düzenlenen muvazaa iddiasına dayandırılmıştır. Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi gereğince üçüncü kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde bu hukuki işlemin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi haksız eylem niteliğindedir ve zarar gören üçüncü kişi, satıcı ile birlikte hangi durumda olursa olsun malı elinde bulunduran kişiye karşı eldeki gibi bir dava açabilir. Ancak, üçüncü kişilerin danışıklı işlem ile haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için istekte bulunanın, danışıklı işlemde bulunanlardan alacağı bulunmalı ve danışıklı işlem o borcun ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olmalıdır.
Mahkemenin terditli olarak açılan dava ile ilgili olarak kabul ettiği gerekçeler yerindedir. Ancak salt alacağın dava konusu edildiği 2006/279 Esas sayılı dosyada verilen tedbir kararlarının boşa çıkarılması için tedbir kararı verildikten sonra ancak henüz tapu sicile bildirim gerçekleşmeden taşınmazların davalı ....... tarafından diğer davalı .......’e devredilmiş olduğu anlaşıldığına göre, davacının bu davadaki amacının, açtığı alacak davası sırasında verilen tedbir kararının boşa çıkarılmasını önlemeye yönelik olarak, danışıklı olduğunu ileri sürdüğü hukuki işlemlerin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamak olduğunun kabulü gerekir. Yargılama sonunda davaya konu edilen satışın danışıklı olduğunun kanıtlanması durumunda davacı, alacağını tahsil etmek için satışa konu edilen taşınmazlardan da yararlanabilecektir. Ancak, davacının bu hakkı ayni değil şahsi bir hak sonucunu doğuracağından, danışıklı işlemin kanıtlanması durumunda, taşınmazı satın alan yönünden tescilin iptaline değil, İcra ve İflas Yasasının 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak, iptal ve tescile gerek olmaksızın taşınmazın haciz ve satışına karar verilecektir. Bu davada güdülen amaç da bu olduğundan, öncelikle davacının karşılanması gereken bir alacağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için de taşınmazların alacak davasının açıldığı günden 3 gün sonra ve buna yönelik tedbirin verildiği söylenen günün ertesi günü olan 29.09.2006 tarihinde devredilmiş olduğu hususları dikkate alındığında yapılan satışa yönelik davacının muvazaa iddiasının incelenmesi, açtığı alacak davasının sonucu beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre kararın onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 06.05.2008 (¤¤)