(2918 S. K. m. 2, 106) (2577 S. K. m. 2) (YHGK 07.04.2010 T. 2010/4-178 E. 2010/206 K.)
Dava: Davacı Süphan Taştan vd. vekili Avukat Evren Ergin Akça tarafından, davalı TCDD Genel Müdürlüğü aleyhine 27.05.2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl dava ile karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 07.06.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, davacıların desteğinin demiryolundan geçmek isterken tren çarpması sonucu ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
T.C.D.D. Genel Müdürlüğü tarafından açılan karşı davada ise; demiryolu üzerinde meydana gelen bu kaza sonrasında tren seferlerinin ertelenmesi nedeniyle hesaplanan işletme zararının tazmini istenmiştir.
Mahkemece, asıl dava ile karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu olayda; davacıların desteği, girmenin tehlikeli ve yasak olduğu tren yoluna girmiş ve trenin çarpması sonucu vefat etmiştir. Desteğe çarpan trenin makinisti hakkında tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu desteğin ölümüne neden olduğu iddiası ve cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda makinistin kusuru bulunmadığı anlaşıldığından beraatine karar verilmiştir. Beraat kararı, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Olay yeri, hemzemin geçit değildir. Kazanın meydana geldiği yer, 2918 sayılı Yasanın 2. maddesi kapsamına girmediği gibi tren de aynı yasanın 106. maddesinin kapsamına giren motorlu araçlardan değildir.
Davalı T.C.D.D. Genel Müdürlüğü, tekel niteliğinde kamu hizmeti yürüten tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumudur. Kamu kurumu tarafından kamu yasaları uyarınca yapılmış tesislere bakma ve o tesisleri kullanma yükümlülüğü yine kamu yasalarından doğan bir yükümlülüktür. O halde anılan nitelikteki bir kamu tesisinin gerek yapılmasındaki, gerekse kullanılması veya muhafazasındaki kusurdan doğan zararlar, idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunduğundan onların ödetilmesi istekleri 11.2.1959 günlü ve 17115 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı'nın II. Bendi hükmünce tam yargı davasının konusunu oluştururlar.
Dava dilekçesinde; davalı TCDD işletmesinin, çift hatlı demiryolunda yayaların geçişini önleyecek şekilde tel örgü, barikat, beton duvar gibi önleyici tedbirleri almadığı, demiryollarında gerekli koruma, bakım ve gözetim önlemlerinin alınmaması nedeniyle tren yolunun yayalar tarafından da kullanılır hale geldiği belirtilerek tazminat isteminde bulunulmuştur.
İlke olarak idarenin ifa ile yükümlü olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde ya da işleyişinde gereken emir, direktif ve talimatın verilmemesi, kontrolün yapılmaması, hizmete özgülenen araçların yetersiz, kötü olması, gerekli tedbirlerin alınmayışı, geç, zamansız hareket edilmesi şeklinde oluşan aksaklık, aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik ve sakatlıklar hizmet kusurudur.
Dava dilekçesindeki açıklamalar ve zararın gerçekleşme biçimi gözetildiğinde; davalı TCDD Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın, hizmet kusuruna dayandığı anlaşılmaktadır. Tren makinistinin, olayda kusursuz olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak derecede belirlenmiş olmasına göre de; davanın, dayalı idare personelinin haksız fiiline değil idarenin hizmet kusuruna dayanılarak açıldığı kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacıların tazminat istemi, davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmaktadır. Davalı TCDD işletmesinin, bu hizmeti yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumlu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabilecektir. Hizmet kusuru sonucu ortaya çıkan uyuşmazlığın giderilmesinde görev idari yargı yerine aittir. Bu tür davaların, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde açılması gerekir. Yukarıda açıklanan nedenler karşısında; dayalı TCDD Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davada, uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri idari yargıdır. Şu durumda mahkemece asıl davada, dayalı TCDD'ye yönelik dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı TCDD Genel Müdürlüğü yönünden BOZULMASINA; bu bozma nedenine göre davacıların karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve temyiz ve temyiz eden davacı-karşı davalı TCDD Genel Müdürlüğünden peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy