(818 S. K. m. 47, 49)
Dava: Davacı Bedi Artık vekili Avukat Selvin Evgin tarafından, davalı Erdal Özkan Yandımata vdl. aleyhine 13.12.2001 tarihinde verilen dilekçe ile trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.05.2007 tarihli kararın Yargıtayca tetkiki davacı vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 16.09.2008 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının sair temyiz itirazına gelince; dava, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kural, olarak bedensel zarar sebebiyle tazminat isteminde bulunma hakkı zarar görene aittir. (BK.md.47) Sair yandan, kişisel hakları zarara uğrayanların da tazminat talep hakları vardır. (BK.m.49) Ancak, kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi; hayatın olağan akışına, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyi kurallarına dayalı olarak belirlenmelidir. Bir kimsenin beden ve ruh tamlığının ihlali sonucunda, onun yakınlarının da korunan varlıkları doğrudan zarara uğramış olabilir. BK. m.49 hükmü genel bir düzenleme olup; öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum ve dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı sebebiyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır. Ailenin, kişisel değerler arasında önemli ve üstün bir yeri vardır ve kişilik hakkı aile ilişkilerini de kapsar.
Somut olayda; birden fazla aracın karıştığı zincirleme trafik kazası sırasında davacı, sürücüsü olduğu aracın darbe alması üzerine direksiyon hakimiyetini kaybetmiş ve orta refüjü aşarak karşı istikametten gelmekte olan sair bir araç ile çarpışmıştır. Bu kaza sonucunda davacı yaralanmamış ancak onun kullandığı aracın içerisinde bulunan eşi ve iki çocuğu yaralanmıştır.
Davacı, kendi adına açtığı bu davada; davalı yana ilişkin araçların neden olduğu bu kaza sonucunda aracının ağır derecede hasara uğradığını, eşi ve çocuklarının yaralandığını, kendisi ile ailesinin bu olaydan dolayı büyük acı ve üzüntü yaşadıklarını belirterek araç hasarı ve tedavi giderleri için maddi tazminat ile kendisi, eşi ve çocukları için de manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının manevi tazminat isteminin reddine, davacının eşi ve çocukları için istemiş olduğu manevi tazminatın ise sıfat yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Davacı, bu olay sırasında yaralanmamıştır. Ancak; kaza sonucunda aracının içerisinde bulunan ailesi yaralanmıştır. Davacı, trafik kazası sırasında yaşadığı korku ve kaza sonrasında ailesinin yaralanması sebebiyle ağır bir şok geçirmiştir. Kazanın oluş şekli ve şiddeti göz önüne alındığında; davacının psikolojik olarak şok yaşadığı, kişilik değerleri içerisinde yer alması gereken ruh bütünlüğünün bozulduğu ve bunun sonucunda da kişilik haklarına saldırı olduğunun ve zarar gördüğünün kabul edilmesi gerekir. Böyle bir olgu karşısında zarar görenin korunması sorumluluk hukukunun genel ilkesidir. Ruhsal sarsıntı sorumluluğunun kanuni dayanağı Borçlar Yasasının 49. maddesidir. Manevi zarar, doğrudan davacının kişiliğinde doğmaktadır. Bir yansıma zarardan söz edilemez, öte yandan zararın ruhsal sarsıntı biçiminde oluşması kavramını dar anlamda yorumlamamak gerekir. Önemli olan hukuka aykırılık sonucu oluşan zararın giderimidir. Zararın hafifliği ya da etkisi tazminat miktarı belirlenirken göz önünde bulundurulması gerekir.
Şu halde davacı Bedi Artık'ın manevi tazminat isteme hakkı doğmuştur. Mahkemece, davacı Bedi Artık yönünden uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde ve yanılgılı gerekçe ile davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda 2 s. bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA; davacı Bedi Artık'ın sair temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan sebeplerle reddine ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 16.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy