(818 S. K. m. 55, 60) (4721 S. K. m. 48) (765 S. K. m. 102, 383, 455, 459, 465)
Dava: Davacı Kadri Şenses vekili Avukat Mehmet Masum Erken tarafından, davalı Tüpraş Genel Müdürlüğü aleyhine 30.10.2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.03.2007 günlü kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve miktar itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, petrol boru hattının patlaması sonucu meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili davalı şirkete ait boru hattında meydana gelen patlama sonunda işyerinde bulunan ürünlerin zarar gördüğünü iddia ederek maddi tazminat istemiştir.
Davalı vekili ise istemin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde haksız fiilden kaynaklanan zararlandırıcı eylemlerden dolayı tazminat istemi 1 yıl ve her halde 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak dava, ceza kanunları gereğince daha uzun zamanaşımına tabi cezayı gerektiren bir fiilden meydana gelmiş ise tazminat davasına da ceza zamanaşımı uygulanmalıdır. Kural olarak ceza zamanaşımı haksız eylemi işleyen kişilere karşı açılan davalarda uygulanabilir. Buna karşılık sadece Borçlar Hukuku yönünden sorumlu kişiler hakkında Borçlar Kanunu'nun 60/II. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Örneğin haksız eylemi işleyen kimseyi istihdam eden (BK. m. 55) ya da organlarından sorumlu tüzel kişilere (TMK m. 48) TCK'nun 102. maddesinin öngördüğü ceza davasına ilişkin zaman aşımı uygulanmaz.
TCK'nun 465. maddesinde ise Bir kimsenin veya bir şirketin hizmetinde bulunanlar tarafından vazife ve hizmet sırasında işlenen 455. ve 459. maddelerde yazılı cürümlerden dolayı hükmedilecek tazminattan o kimse veya şirket malen mes'uldür hükmü mevcuttur.
Bu yasal düzenlemeler karşısında Borçlar Kanunu'nun 55. veya Medeni Kanun'un 48. maddesine göre sorumluluğu söz konusu olan şirket veya tüzel kişilerin de haksız eylemi ika eden kişi hakkındaki ceza yargılaması devam ettiği sürece olayın mağduru tarafından ceza davasına müdahale ve kişisel hak talebi yoluyla davaya dahil edilme olanağı vardır. O halde adam çalıştıran şirket veya tüzel kişinin sorumluluğu da dolaylı olarak Borçlar Kanunu'nun 60/1. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi ile sınırlı olmaktan çıkarılmıştır. Ancak 765 sayılı TCK'nun 465. maddesi yine aynı kanunun 455. ve 459. maddelerinde düzenlenen suçlar için uygulanma imkanı vardır. Dava konusu olay ile ilgili ise davalı şirket çalışanları hakkında 765 sayılı TCK'nun 383. maddesine muhalefetten kamu davası açılmıştır. Buna göre davalı şirket aleyhine açılacak tazminat davalarında 765 sayılı TCK'nun 465. maddesinin uygulanması imkanı yoktur.
Dava konusu haksız fiil 3.5.2004 tarihinde meydana geldiğine ve eldeki dava 30.10.2006 tarihinde açıldığına ve usulüne uygun zamanaşımı definde de bulunulduğuna göre davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy