(2577 S. K. m. 2) (2659 S. K. m. 16)
Dava: Davacı Ahmet Güney vekili Avukat Muhteşem Güven tarafından, davalı Zeki Yalnız ve Sağlık Bakanlığı aleyhine 29.1.2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20.04.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, hatalı teşhis ve tedaviden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, tedaviyi yapan doktor ve bağlı olduğu kurum nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nı davalı göstermiştir. Mahkemece, her iki davalı yönünden dava reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı dilekçesindeki açıklamalar ve zararın gerçekleşme biçimi gözetildiğinde, davalılardan Sağlık Bakanlığı'nın hizmet kusuruna dayandığı anlaşılmaktadır. Hizmet kusuruna dayanılarak idare aleyhine açılacak tam yargı davalarının idari yargı yerinde görülmesi gerektiği 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2. maddesinde düzenlenmiştir. Bu durum karşısında Sağlık Bakanlığı hakkındaki davanın yargı yolu bakımından reddi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Davalı doktorun uyguladığı tedavinin hatalı olup olmadığının belirlenmesi için Yüksek Sağlık Şurası'ndan rapor alınarak hüküm kurulmuştur. Yüksek Sağlık Şurası raporları mahkemeler için bağlayıcı değildir. Bu itibarla, Mahkemece 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Yasası'nın 16. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan görüş alınıp sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken eksik araştırma ile karar verilmiş olması bozma nedenidir.
b) Davalılar yararına, ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmiş olması da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 4. maddesine aykırılık oluşturduğundan kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30.06.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalara Kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy