(2709 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 50, 51, 53)
Dava: Davacı İçişleri Bakanlığı vekili Avukat Saadet Kolaylı tarafından, davalı Fatih Alan aleyhine 16.08.2006 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.12.2006 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, davalının askerlik görevi sırasında verdiği zarar nedeniyle davacı tarafından ödenmiş olan tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.
Dosya içeriğinden, davaya konu olay nedeniyle davalı hakkında açılmış olan bir ceza davasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Borçlar Kanununun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de somut olayın özelliği itibariyle davalının olaydaki kusur oranının tespiti gerektiğinden ceza davasının sonucu önem arz etmektedir. Gerek ceza davasında gerekse eldeki davada davalının kusur oranı belirlenmiş değildir. Oysaki rücu da teselsül söz konusu olamayacağından davalıya ancak belirlenecek kusuru oranında rücu mümkündür. Bu nedenle sözü edilen ceza dava dosyası da getirilip incelenmeli, gerekirse sonucu beklenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte yeniden değerlendirilerek, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Diğer taraftan dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil somlu Devletin ödediği tutarın, öteki somluya rücuna ilişkindir.
Rücuun amacı, birlikte somlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır.
BK'nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır.
Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet, onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı, Anayasa'nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve anayasal ödevde bulunması dolayısıyla onun, tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hakkaniyet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Bu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentle gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy