(1512 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 43, 44)
Dava: Davacı E. B. vekili Avukat M. Fatih Doğan tarafından, davalı A. E. aleyhine 17/12/2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 06/10/2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, kendisini gerçek araç malikinin vekili olarak tanıtan kişi ile anlaşarak satın aldığı aracın satış işleminin davalı noter huzurunda yapıldığını, davalı noterin gerekli özen ve ihtimamı göstermeyerek sonradan sahte olduğu belirlenen oto satış vekaletnamesine göre gerçekte çalıntı olan bu aracın kendisine satılmasına neden olduğunu belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini istemiştir.
Mahkemece, "...davalının Karşıyaka 3. noterliği görevini yürüttüğü, 34 ZK 8189 plakalı aracın, Sultanbeyli 1. Noterliğince düzenlenmiş gibi gösterilen 4.12.2003 tarihli vekaletname gereğince Ö. Ö. tarafından davacıya satışının yapıldığı, bu vekaletnamenin daha sonra sahte olduğunun ortaya çıktığı, ancak vekaletnamenin iğfal kabiliyetinin bulunduğu, davalı noter tarafından gerekli özen ve ihtimamın gösterildiği ve davalı noterin sorumluluğunu gerektiren uygun illiyet bağının bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere; dava konusu araç, dava dışı S. C. adına trafikte kayıtlı iken ruhsatı ile birlikte çalınmıştır. Bu araç, daha sonra dava dışı S. B. isimli kişinin eline geçmiş ve onun tarafından Ö. Ö. ismine düzenlenen sahte oto satış vekaletnamesi ve sahte nüfus cüzdanı kullanılarak 19.12.2003 tarihinde davalı noterde düzenlenen sözleşme ile davacıya satılmıştır. S. B. isimli şahıs, bu satış işlemi sırasında kendisini gerçek araç malikinin araç satışı için vekil tayin ettiği kişi olarak ve Ö. Ö. ismi ile tanıtmış üzerinde kendi resminin bulunduğu ancak Ö. Ö. ismine düzenlenmiş olan nüfus cüzdanı ile gerçek araç maliki tarafından bu aracın satışı için Ö. Ö. isimli kişinin vekil olarak tayin edildiğini gösterir Sultanbeyli 1. Noterliğince düzenlenmiş 4.12.2003 tarihli oto satış vekaletnamesi ve motorlu araç tescil belgesini davalı notere sunmuştur. Davalı noter tarafından da bu belgelere dayanılarak satış işlemi tamamlanmıştır. Çalıntı olduğu sonradan ortaya çıkan araç davacının elinden alınmıştır.
S. B. isimli kişi ile çalıntı otomobili satın alan davacı hakkında kamu davası açılmış ve ceza mahkemesinde alınan ekspertiz raporunda; satış işlemi sırasında notere gösterilen motorlu araç tescil belgesi üzerindeki soğuk mühür izlerinin sahte olduğu, kayıt dışı olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Yine ceza mahkemesince yapılan yargılama sırasında notere gösterilen Ö. Ö.'a ait nüfus cüzdanındaki resmin sanık S. B.'ya ait olduğu, bu sahte kimlik belgesine dayanılarak düzenlenmiş olan oto satış vekaletnamesinin de sahte oldukları belirlenmiştir. Ceza mahkemesince S. B.'nun resmi belgede sahtecilik yapma suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına, davacı-sanığın ise delil yetersizliğinden beraatine karar verilmiştir.
Eldeki bu davanın yargılaması sırasında alınan ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 8.8.2005 tarihli raporda: "...Sultanbeyli 1. Noterliğince 4.12.2003 tarihli oto satışı için düzenlenmiş vekaletnamedeki mühürler üzerinde nereye ait olduğu okunmamakla birlikte sahteliğinin iğfal kabiliyeti hususunun olayın gelişimi, belgenin mevcut durumu ibraz ve kabul koşulları birlikte değerlendirilerek mahkemece yorumlanmasının daha uygun olacağı..." bildirilmiştir.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sırasında davalı noter tarafından düzenlenen satış sözleşmesine dayanak teşkil eden ve sahte oldukları belirlenen belgeler incelenmiş ve sonucunda; davalı noter tarafından, bu satış işlemi sırasında satıcı vekili olarak gelen kişinin ibraz ettiği oto satış vekaletnamesi üzerindeki mühürlerin, kimlik belgesinde resmin üzerinde bulunması gereken soğuk damganın ve motorlu araç tescil belgesi üzerindeki soğuk mühür izlerinin dikkatlice incelenmediği, vekilin kimliği ve fotoğrafı konusunda yeterli özenin gösterilmediği ve böylece şüphe duyulmasına neden olacak hususların fark edilmediği, bunun sonucunda da belgelerin doğruluklarının ilgili yerlerden araştırılmasına gerek duyulmadığı ve davalı noterin görevini yerine getirirken yeterli dikkat ve özeni göstermediği kanaatine varılmıştır.
Davalı, Karşıyaka 3. Noteridir. 1512 sayılı Noterlik Kanununun 1. maddesine göre Noterlik bir kamu hizmeti olup noterler hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar. Kamu hizmeti yapan noterlerin gerekli tüm dikkat ve özeni göstermeleri gerekir. Olayımızda davalı noter tarafından yapılan satış işlemi sırasında bu kamu hizmetinin gerektirdiği özenin ve dikkatin gösterilmemiş olması sonucu sahte nüfus cüzdanı kullanıldığı ve bu sahte kimlik belgesine dayanılarak düzenlenmiş olan oto satış vekaletnamesine dayanılarak çalıntı bir aracın davacıya satılmasına ve böylece davacının zarara uğramasına neden olunduğu anlaşılmaktadır. Davalı, görevini yerine getirirken yeterli dikkat ve özeni göstermemiş olması nedeniyle kusurludur. O halde davalı, bu nedenle ortaya çıkacak zarardan sorumlu tutulmalıdır. Bu satış işlemi sırasında ibraz edilen sahte kimlik belgesi ile vekaletnamenin aldatma yeteneğinin yüksek oluşu, olayın planlı ve profesyonel bir dolandırıcılık şeklinde gerçekleştirilmesi ve davalının işlerinin yoğunluğu ve çalışma koşulları gibi nedenler, zararın doğmasında etkili olsalar bile davalının kusurunu tamamen ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Ancak şartları varsa Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddeleri uyarınca bu hususlar indirim nedeni olarak değerlendirilebilir. Şu durumda mahkemece davacının uğradığı zararın kapsam ve miktarı belirlendikten sonra BK.'nun 43. ve 44. maddeleri uyarınca yapılacak değerlendirmeye göre gereken indirimler varsa uygulanmak suretiyle davalının sorumluluğu yönünde karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan bu yönler nazara alınmadan ve delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26.10.2007 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy