(2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 13)
Dava: Davacı Uludağ Tur-Uludağ Turizm Tic. AŞ. vekili Avukat Yalçın Kaşaroğlu tarafından, davalı Ayla Mirmahmutoğulları ve diğerleri aleyhine 14.03.2006 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumetten reddine dair verilen 13.02.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece dava husumetten reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı şirket, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda idareci olarak çalışan davalılarca kasıtlı olarak Turizm İşletme Belgesi'nin iptal edildiğini, davalıların bu eylemleri nedeniyle yargılandıklarını belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın tazminini istemiştir.
Mahkemece, Anayasa'nın 129/5. maddesi gereğince kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin gördüğü zarardan, birlikte sorumlu olanlardan kamu görevlisinin sorumluluğunun, idarenin kamu görevlisine rücu hakkı saklı kalmak üzere idareye kanalize edileceği belirtilerek, ayrıca benzer düzenlemenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13. maddesinde de yer aldığına değinilerek husumetin idareye yöneltilmesi gerekçesiyle, dava husumetten reddedilmiştir.
Davacı davalı idare çalışanlarının, dava dilekçesinde gösterildiği üzere kişisel kusuruna ve kasıtlı eylemlerine dayalı olarak bu davayı açmıştır. Kişisel kusur görevden ayrılabilen nitelikteki kusuru ifade etmekte olup, Anayasa 129/5. maddesinin koruması dışında kalan eylemler için söz konusudur. Nitekim davalıların eyleminin görevde yetkiyi kötüye kullanma niteliğinde olduğu ceza mahkemesince de benimsenmiştir. Şu durumda, davacıların istemi, ceza davası içeriği, dosyadaki diğer deliller ve davanın kişisel kusura göre açıldığı gözetilerek işin esasına girilmek ve davalıların kişisel kusurları olup olmadığını belirleyerek varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın husumetten reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.03.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davaların kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 13.03.2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy