(818 S. K. m. 42) (YHGK. 13.05.2009 T. 2009/4-199 E. 2009/183 K.)
Dava: Davacı Zahide Ak vekili Avukat Sevim Akat tarafından, davalı Tat Konserve San. ve Tic. AŞ aleyhine 15.07.2004 gününde verilen dilekçe ile hatalı üretim nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.02.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, hatalı üretim nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş; kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
Davacı, davalı tarafından üretilen ve cam kavanozda satışa sunulan bezelye konservesinden salyangoz çıktığını, hijyenden yoksun ürün nedeniyle psikolojik rahatsızlık geçirdiğinden manevi, ayrıca ürün içindeki salyangozun tespiti için yapılan gerekli işlemler nedeniyle harcadığı masraflar karşılığı olarak da maddi tazminat istemiştir. Mahkeme, maddi tazminat belgelenemediğinden bu kaleme ilişkin talebi reddetmiş, manevi tazminat istemini ise kısmen kabul etmiştir.
Davacı her ne kadar tazminata esas zararını belgelendirememişse de, ortada maddi bir takım harcamaları gerektiren eylemler bulunduğu ve maddi zararın olduğu açıktır. Su durumda mahkemece gerekirse Borçlar Kanunu 42/2. maddesine göre zarar belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, ispatlanamadığı gerekçesiyle bu kalem istemin reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davalının temyiz itirazlarına gelince; davacı, aldığı konservede salyangoz bulunduğundan manevi zarara uğradığını belirterek manevi tazminat istemiş; mahkeme, her ne kadar ürün tüketilmemiş ve zarar görülmemiş ise de, gıda sektöründe çalışan davalının insan sağlığını önde tutması ve olumsuzlukları önleyici tedbirleri alması gerektiğinden bahisle manevi tazminata hükmetmiştir.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif bir eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri öte yönden acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişinin ve ailenin onur ve saygınlığına yönelik suçlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi, isme saldırı, nişan bozulması, evlenmen in feshi, bedensel zarar ve öldürme ile kişilik haklarının zedelenmesidir. Somut olayda davacı tarafından ürün tüketilerek oluşmuş bir zarar bulunmadığı gibi manevi tazminatı gerektirir yukarıda sayılan durumlar da yoktur. Bu nedenle davacının manevi tazminat isteminin tümden reddi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 27.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy