(2709 S. K. m. 72)
Dava: Davacı Hazine vekili Avukat Dudu Funda Taşkıran tarafından, davalı Erman Ersezer aleyhine 03.11.2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 23.03.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, askerlik hizmeti sırasında verilen zarar nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu olayda; davalı, askerlik hizmetini jandarma er olarak yaparken olay tarihinde kendisine zimmetli askeri araç ile asayiş kontrol noktasında bulunan personelin sahur yemeklerini götürmüş ve karakoluna geri dönmüştür. Davalı, kendisine kısa bir süre sonra tekrar göreve gideceğinin bildirilmesi üzerine askeri aracı park etmiş ancak aracın anahtarını kontağın üzerinde unutmuş ve kendisine ait tabanca ile üç adet şarjörü aracın içinde bırakarak koğuşuna gitmiştir. Bir süre sonra park halinde bulunan askeri aracın motor bölümünden ön camlara doğru alevler çıkmaya başlamış, askeri birlik imkanları ile yangın söndürülmeye çalışılmış ancak araç içinde bulunan mermilerin patlaması nedeniyle yangın büyümüş ve bu patlamaların sona ermesi beklenerek yangına müdahalede güçlük çekilmiştir. Askeri araç ile araç içinde bulunan tabanca ve şarjörler tamamen yanmıştır. Davalı hakkında, tekasülle harp malzemesinin mühimce hasara uğratmak suçundan kamu davası açılmıştır. Askeri ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ... yangının aracın elektrik tesisatındaki kısa devreden çıkmış olma ihtimalinin olduğu ancak bu hususun da kesin olarak söylenemeyeceği, öyle olsa bile bunun kontak anahtarının araç üzerinde bırakılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda şüphe olduğu aynı şekilde araç dönüş bakımı yapılmış olsa idi yangının çıkmayacağının kesin olarak söylenemeyeceği, dolayısı ile araçta çıkan yangın ile sanığın araç üzerinde kontak anahtarını bırakması ve dönüş bakımı yapıp yapmaması arasında doğrudan illiyet bağının şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması mümkün olmadığı... gerekçesi ile davalı-sanığın delil yetersizliğinden beraatine ve hazine zararının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Davacı idare, eldeki bu davayı açarak yanan araç, silah ve mermiler nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, ... davalının kontak anahtarını araç üzerinde bırakmasından dolayı yangının çıktığına ve devlet zararının oluştuğuna dair dosya içinde kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığından ... davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalar itibariyle davalının görev dönüşü, aracı park ettikten sonra aracın dönüş bakımını yapması ve aracın anahtarını nöbetçi çavuşa vermesi, silah ve mermilerini de silahlığa bırakması gerekirken bu yöndeki emir ve talimatlara uymadığı, zararın meydana gelmesinde ve büyümesinde kusurunun bulunduğu ve sorumluluğuna karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Ceza mahkemesinin beraat kararına gerekçe yaptığı ve hukuk hakimince benimsenen hususlar davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. şu durumda mahkemece davacının uğradığı zarar miktarının belirlenmesi ve davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekir. Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet, onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Kural olarak, gerçek zarar hüküm altına alınmalıdır. Bu da, zararlandırıcı eylemden önceki durum ile sonrası arasındaki farktan ibarettir. Ancak, hakim, durumun özelliğini ve kusurun ağırlığını da gözetmekle yükümlüdür. Yasa koyucu, bu hükümle hakime, her somut olayın özelliğine göre tazminatın kapsamını belirleme ve hakkaniyet çerçevesinde takdir yetkisini kullanma imkanını, daha da ötesinde görevini vermiştir. Hakim burada, karşılıklı yararlar dengesini de göz önünde tutacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı, Anayasa'nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve anayasal ödevde bulunması dolayısıyla onun, tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hakkaniyet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Şu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılarak davalının sorumluğuna karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkemece davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 20.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy