(2709 S. K. m. 129) (2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacı Aziz Çelik vd.leri vekili Avukat Faruk Yaygın tarafından, davalı Sağlık Bakanlığı vd.leri aleyhine 23.12.2003 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.02.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Sağlık Bakanlığı vekili ile diğer davalılar Faruk Karakeçili ve Nura Aydoğmuş vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Faruk Karakeçili'nin temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalı Sağlık Bakanlığı'nın temyiz itirazına gelince; dava; hatalı tedavi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı Sağlık Bakanlığı ve Faruk Karakeçili yönünden davanın kabulüne, davalı Nura Aydoğmuş yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Sağlık Bakanlığı, Nura Aydoğmuş ve Faruk Karakeçili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Aziz Çelik'in kızı ve diğer davacıların kardeşi, zehirlenme şüphesi ile yapılan tedavi esnasında fazla miktarda diazem enjekte edilmesi sonucu ölmüştür. Dosya içerisinde bulunan ve birbirini teyit eden Adli Tıp Kurumu raporu ile Yüksek Sağlık şurası raporu içeriğinden; fazla miktarda diazem enjektesi sonucunda ölümün gerçekleştiği, meydana gelen bu olayda tedavi yapan doktorun kusurunun yanında, tıbbi işleyişin dışındaki diğer faktörlerin de etkili olduğu belirtilmiştir. Zararlandırıcı eylem sağlık hizmetinin işleyişi esnasında gerçekleşmiştir. Sağlık hizmetlerinin nasıl, hangi şartlarda ve kimler tarafından yapılacağını ve çalışma usullerini belirlemek, sağlık hizmetlerinin işleyişini denetlemek, Sağlık Bakanlığı'nın görevleri arasındadır. Bu görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare'nin işlemi ya da eylemi nedeni şile doğan zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince İdare 'ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınır. Mahkemece yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davalı Nura Aydoğmuş'un temyiz itirazına gelince; davalı Nura Aydoğmuş'a yönelik dava kusur yokluğu nedeni ile tümden reddedilmiştir. Şu halde manevi tazminat istemi yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2,3 maddesi, maddi tazminat istemi yönünden ise hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi dikkate alınarak vekalet ücreti belirlenmelidir. Mahkemece dayalı yararına hiç vekalet ücreti takdir edilmemiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Faruk Karakeçili'nin temyiz itirazlarının reddine ve temyiz eden taraflardan Nura Aydoğmuş'tan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03.04.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentte belirtilen davalı/doktor Faruk Kar Keçili'nin temyiz itirazlarının reddedilmesi şeklindeki görüşüne katılmıyoruz. 03.04.2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy