(4721 S. K. m. 1007) (818 S. K. m. 60)
Dava: Davacı O. D. vdl. vekili tarafından, davalı Hazineye izafeten Mal Müdürlüğü aleyhine 29.04.2008 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın hak düşümü süresi nedeniyle reddine dair verilen 22.07.2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kesinleşen mahkeme kararı ile kıyı kenar çizgisi sınırları içinde kaldığı belirlenen taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle davacının elinden çıkan yerin bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ...eldeki bu davanın, dava konusu taşınmaz hakkında açılan tapu iptal ve tescili davasına ilişkin kararın kesinleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı... gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu olayda; Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescili davası sonucunda dava konusu taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi sınırları içinde kaldığı belirlenmiş ve davacılar adına olan tapusunun iptaline karar verilmiştir. Bu karar, 31.07.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Eldeki bu dava, 29.04.2008 tarihinde açılmıştır. Davalı, davanın esastan reddine karar verilmesi yönünde savunmada bulunmuş ancak zamanaşımı def'i ileri sürmemiştir.
Dava, Medeni Yasa'nın 1007. maddesinde düzenlenmiş bulunan tapu sicilinin tutulmasından dolayı devletin sorumluluğuna dayalı maddi tazminat isteğine ilişkindir. Medeni Yasa'da düzenlenen ve Borçlar Yasası'nın haksız fiil sorumluluğuna ait kuralların da uygulanacağı bu tür davalarda Borçlar Yasası'nın 60. maddesinde belirtilen genel zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Haksız eylem sonucu meydana gelen zararın, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halükarda on yıl içinde istenebileceği genel hüküm niteliğinde bulunan Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde düzenleme altına alınmıştır.
Mahkemenin davanın ret sebebi olarak gösterdiği bir yıllık süre, hak düşürücü süre değil zamanaşımı süresidir. Zamanaşımı bir hakkın varlığını ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, ancak istenebilirliğine engel teşkil eder. Bu bakımdan ancak davalının ileri sürmesi durumunda mahkemece göz önünde tutulabilir. Zamanaşımı def'i, davalı tarafından süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürüldüğü takdirde davanın esasının incelenmesine geçilmez ve bu def'i hadise şeklinde ve bir ön sorun olarak incelenip karara bağlanır. Hakim, davalı tarafından ileri sürülmeyen zamanaşımı def'ini ve süresini resen gözetemez. Şu durumda mahkemece, işin esası incelenerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken davalının yargılama sırasında herhangi bir zamanaşımı savunması olmadığı halde yukarıda yazılı gerekçe ile davanın süre yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 14.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy