(2577 S. K. m. 2) (5174 S. K. m. 73, Geç. m. 12) (5590 S. K. m. 1, 86)
Dava: Davacı Gülten Deliktaş vekili Avukat Fevzi Coşkun tarafından, davalı Ankara Ticaret Odası aleyhine 16/11/2006 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; iş mahkemesi görevli bulunduğundan mahkemenin görevsizliğine dair verilen 13/03/2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, davalı odada sözleşmeli personel olarak çalışırken 2003 yılı sicilinin olumsuz doldurulması nedeniyle sözleşmesinin yenilenmeyerek yönetim kurulu kararıyla görevine son verildiğini, idare mahkemesine açtığı davada işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verildiğini ve kesinleştiğini, davalının parasal haklarından bir kısmını ödediğini ancak 2004 ve 2005 yılındaki bazı aylara ait maaşını, sigorta primleri ve teşekkül paylarını her yıl dört kez ödenen ikramiyesini ödemediğinden bu haklarının davalıdan tazmini isteminde bulunmuştur.
Mahkemece davacının davalı kurumda iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı, iş aktinden veya iş kanuna dayalı her türlü hak iddialarının çözüm yerinin iş mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Sözleşmeli personel, 657 sayılı Kanunda sayılan istihdam türünden biri olarak, memurluk sistemine, kamu hizmetinin insan unsurunun memurlardan oluşturulması ilkesine getirilmiş, bir istisna olup, kamu hizmetine sözleşme ilişkisiyle bağlanmışlardır. Ancak, sözleşme ilişkisini belirleyen temel ilke olan irade serbestisi sözleşmeli personel istihdamında geçerli değildir. İdarenin kanuniliği ilkesi gereği, yapılacak sözleşmelerin içeriği ve sözleşme yapılma yöntemi mevzuatta yer verilen düzenlemelerle belirlenmekte, tarafların iradesi belirleyici olmamaktadır. Yapılan sözleşmeler, iş hukukundaki iş sözleşmelerinden farklı olarak idari hizmet sözleşmeleri niteliğinde bulunmaktadır.
Sözleşmeli personel atamayla değil, işçiler gibi sözleşme ile çalıştırılmaktadır.
Bağlı bulundukları sözleşme, iş hukukunda geçerli irade serbestisine dayanan iş aktinden farklı olarak, idari hizmet sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Anılan sözleşme koşulları hukuki düzenlemelerle belirlenmiş tip sözleşmeler niteliğinde görülmektedir. Özel hukuk sözleşmelerinde taraflar arasında hukuksal eşitlik varken, idari sözleşmelerde, sözleşmenin taraflarından biri olan idareye, kamu yararının temsilcisi ve sorumlusu olarak, karşı tarafa göre bazı üstünlükler tanınmıştır. Bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için, konusunun kamu hizmeti ve yararı olması, özel hukuku aşan koşulları içermesi, belirli bir süreyi kapsaması gerekir. Bir sözleşmenin idari sözleşme olup olmadığının belirlenebilmesi için sözleşme taraflarından birisinin idare olması ve sözleşme konusunun kamu hizmetine ilişkin bulunması koşulları her zaman yeterli olmayabilir. Bu takdirde idare ile karşı taraf arasında akdedilen sözleşmenin tüm hükümlerinin incelenerek, tarafların, idareye kamu gücünden doğan üstün yetkiler tanımak suretiyle sözleşmeyle idari sözleşme niteliği vermek amacında olup olmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Özel hukuk sözleşmelerinde söz konusu olmayan bazı üstün yetkilerin tanınması, idari sözleşmelerin en belirgin özelliğidir.
Bu hükümler, özel hukuku aşan şartlar olarak nitelendirilir. Bu durum idarenin kamusal yetkisini kullanarak yaptığı sözleşmede, idareye üstünlük ve otorite tanınması şeklinde kendini gösterir. İdareye üstünlük ve otorite tanınması ona, gözetim ve denetim yapma, emir verme ve ecza uygulama, sözleşmeyi tek taraflı olarak değiştirme ve feshetme, re'sen hareket etme gibi hak ve yetkilerin verilmesi yolundaki sözleşme hükümleri ile belli olur. İdarenin üstünlüğünün ve otoritesinin tanınması, yani sözleşmede idarenin tek taraflı hareket yetkisinin kabul edilmesi ve sözleşmenin bir tarafını oluşturan idarenin, diğer tarafa karşı kamu gücüne dayanan yetkiler kullanabilmesi durumlarında sözleşmede özel hukuku aşan koşulların varlığı kabul edilmelidir.
Somut olayda; davacı davalı kumda özel statüye tabi sözleşmeli memur (sekreter) olarak 5.2.2001 tarihinde göreve başlamıştır. Davacının çalışmalarının verimli olmadığı gerekçesiyle 23.12.2003 tarihli oda yönetim kurulu kararıyla 30.12.2003 tarihinde sözleşmesi feshedilmiştir. Davacının bu İşleme karşı açtığı Ankara 12. İdare Mahkemesinin 2004/147 Esas sayılı davada 9.6.2004 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verildiği, bu karar üzerine oda yönetim kurulu kararı ile davacının 7.9.2004 tarihinde görevine iade edildiği ve sonuçta 27.12.2004 tarihinde işlemin iptali ile parasal haklarının iadesine karar verilerde 21.9.2005 tarihinde Danıştay 8.Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır Davacı parasal haklarından bir miktarının ödendiğini ancak daha fazla parasal alacağı olduğunu bildirerek bu davayı açmıştır.
Dosya içindeki hizmet sözleşmesinin hükümleri dikkate alındığında taraflar arasında eşit yükümlülükler içermediği görülmektedir. Söz konusu sözleşme özel hukuku aşan hükümler içermektedir. Davacı sözleşmenin 2. maddesine göre memur statüsündedir. Sözleşme açıklanan nitelikleri itibariyle idarenin kamu gücünü kullanarak yaptığı idari bir sözleşme niteliğindedir.
Davalı kuruluş 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları Yasanın 1. maddesinde yazılan hizmetleri görmek amacıyla kurulmuş kamu kurumu statüsünde olan bir meslek kuruluşudur. Personeli de kamu personeli vasfındadır. Yasanın 86. maddesi gereğince yürürlüğe giren Oda, Borsa ve Birlik Personel Yönetmeliğinin 3/b maddesinde sözleşmeli personelin özel bir meslek bilgisini ve uzmanlığı gerektiren veya proje hazırlanması ve incelenmesi gibi görevlerde sözleşme ile çalıştırılan personel olduğu belirtilmiştir.
Davacı 5.2.2001 tarihinde sözleşmeli personel olarak göreve başlamış olup 1.6.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Yasası'nın 73. maddesi uyarınca oda, borsa, birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilenlerin bu kanunda yer alan hükümler dışarıda 4857 sayılı İş yasasına tabidir hükmü uyarınca sözleşmesi değiştirilerek işçi statüsünde çalışması için sözleşme imzalaması istenmiş, davacının imzalamaması üzerine sözleşmesi yine feshedilerek görevine son verilmiştir. 5174 sayılı yasanın geçici 12. maddesinde bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihte çalışmakta olanların mevcut statülerinin devam edeceği hükme bağlanmıştır. Davacı bu işleme karşı da idari yargıda dava açarak geçici 12. madde gereğince işlemin iptalini sağlamıştır. Davacının hukuki statüsü korunduğundan değişen kanun gereğince işçi statüsünde olduğu kabul edilemez.
Açıklanan nedenlerle davacının memur statüsünde görev yaptığı, taraflar arasında akdedilmiş bulunan idari sözleşmeye dayalı uyuşmazlığın çözümünün iş mahkemesinin görev alanına girmediği, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy