(818 S. K. m. 41, 60)
Dava ve Karar: Davacı Ahmet vekili Avukat F.A. tarafından, davalı BOTAŞ Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. aleyhine 01.03.2007 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.06.2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı idarenin boru hattı yapımı sırasında kamulaştırma dışında kalan taşınmazlara verdiği zarar nedeniyle 2004 ve 2005 yılı için mahrum kalınan ürün geliri zararının ödetilmesi amacıyla saklı tutulan fazlaya ilişkin tazminatın davalıdan alınması istemine ilişkindir.
Dava konusu olayda; davalı çalışanları tarafından 2004 yılının Şubat ayı içinde tahliye kanalının önünün kapatılması sonucunda davacıya ait taşınmazların sular altında kaldığı tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır. Davacı, ilk davayı 22.09.2005 gününde açmış; davalı idarenin haksız eylemi sonucunda taşınmazları üzerinde 2004 ve 2005 yıllarında ziraat yapmadığını ve ürün alamadığını ileri sürerek uğradığı zararın ödetilmesi için 6.000,00. YTL maddi tazminat istemiş ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Açılan ilk davada yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının 2004 ve 2005 yıllarına ait net ürün gelir kaybının toplam 28.797,00.YTL olduğu belirlenmiş ve yerel mahkemece istekle bağlı kalınarak dava kabul edilmiştir. Davacı, ilk davada zararının belirlenmesinden ve bir bölümünün hüküm altına alınmasından sonra 01.03.2007 gününde eldeki bu ek davayı açmış ve hüküm altına alınmayan fazlaya ilişkin hakkının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, süresinde ve usulüne uygun biçimde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Yerel mahkemece, dava konusu eylemin aynı zamanda nas-ı ızrar suçu kapsamında kaldığı belirtilerek davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiş ve istem aynen kabul edilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava, haksız eylemden kaynaklanmaktadır ve zamanaşımı süresi, Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde de belirtildiği üzere zararın ve zarar verenin öğrenildiği günden itibaren bir yıldır. Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesinde de genel zamanaşımı dışında eylemin suç teşkil ettiği durumlarda ceza (uzamış) zamanaşımının uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, dava konusu haksız eylem, somut olayın özelliği itibariyle suç niteliğinde olmadığından olayda ceza zamanaşımı uygulanamaz. Şu durumda, dava konusu eylem, haksız eylem olarak kabul edildiğine göre genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Bu süre de Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde belirtilen zararın ve zarar verenin öğrenildiği günden itibaren bir yıldır. Dava konusu haksız eylem, 2004 yılında meydana gelmiş, ilk dava 22.09.2005 gününde, eldeki bu ek dava ise 01.03.2007 gününde açılmıştır. Bu davanın, Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde yer alan 1 yıllık süre geçirildikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy