(4721 S. K. m. 335, 369) (4787 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 7, 27)
Dava: Davacı..............Bankası A.Ş. vekili Avukat S.G. tarafından, davalı Ç. aleyhine 28/07/2006 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 29/04/2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın genel mahkemelerin görevine girmesi nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının velayeti altında bulunan dava dışı kızının hırsızlık eylemi nedeniyle uğradığı maddi zararın, Medeni Yasa'nın 369. maddesi uyarınca ev başkanı sıfatı ile davalıdan alınmasını istemiştir. Yerel mahkemece, davacı tarafından aynı haksız eylem nedeniyle küçüğe velayeten anne ve babası hakkında asliye hukuk mahkemesinde açılan davada verilen görevsizlik kararının Yargıtay tarafından bozulduğu ve davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı Medeni Yasa'nın 369. maddesi olup maddenin düzenleniş biçimine göre ev başkanı, özen ve gözetim görevini yerine getirmemesinden dolayı üçüncü kişilerin uğradığı zararı ödemekle sorumludur ve bu sorumluluk hukuksal nitelikçe kusursuz sorumluluktur. Dolayısıyla ev başkanı, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle küçüğü gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini kanıtlaması durumunda bu sorumluluktan kurtulabilir.
Dosya arasında bulunan dairemizin 21.02.2008 gün ve 2007/13530-2008/2140 sayılı bozma kararında; davacı.............Bankası tarafından Çete ve Gülseren hakkında açılan tazminat davasının küçüğe velayeten anne ve babasına yöneltildiği, haksız eylemden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, Medeni Yasa'nın 335. maddesinde yer alan düzenlemenin sorumluluğu değil davanın kime karşı açılacağını belirlediği açıklanarak dava değerine göre uyuşmazlığın genel mahkemelerde çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Anlaşılacağı üzere davacısı..........Bankası olan her iki davanın yasal dayanakları farklıdır.
Somut olayda ise, davacının istemini Medeni Yasa'nın 369. maddesine dayandırdığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının amacının, adı geçen davalı babanın Medeni Yasa'nın 369. maddesi gereğince, ev başkanı sıfatıyla, sorumlu tutulmalarını sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa'nın 4/1. maddesi gereğince, 4721 sayılı Medeni Yasa'nın İkinci Kitabı'ndan doğan dava ve işlere aile mahkemesinde bakılması gerekir. Somut olayda Medeni Yasa'nın ikinci kitabı içerisinde yer alan 369. maddenin uygulanması gerektiğinden eldeki davaya aile mahkemesinde bakılması gerekir. Şu durumda yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle ve dairemizin başka bir olayla ilgili kararına yanlış anlam verilerek, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına 28.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy