(818 S. K. m. 60) (765 S. K. m. 102, 455)
Dava: Davacı Havva ve diğerleri vekili Avukat G.B.C. tarafından, davalı Ahmet ve diğerleri aleyhine 05.02.2001 - 01.05.2001 gününde verilen dilekçeler ile asıl ve birleşen davada desteğin trafik kazasından kaynaklanan ölümü nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.11.2007 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi Davalılardan ............. Belediye Başkanlığı ve Ahmet vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 27.1.2009 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat E.U. ile karşı taraftan davacılar vekili Avukat G.B. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazasından kaynaklanan desteğin ölümü nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, kararı davalılardan ............ Belediye Başkanlığı ve Ahmet temyiz etmiştir.
Davacılar açtıkları asıl ve birleşen davada, desteklerinin kullandığı araca davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu öldüğünü belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Yargılama sırasında bilirkişi raporu üzerine 02.11.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile saklı tutulan destekten yoksun kalma tazminatının kalan kısmını istemişlerdir. Davalılar ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuşlardır. Mahkemece zamanaşımı defi reddedilerek ıslah dilekçesindeki miktarları da kapsar şekilde destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiştir.
Davaya konu olay 15.01.2001 tarihinde olmuş, ıslah dilekçesi ise 02.11.2007 tarihinde verilmiştir. Olayda uygulanacak zamanaşımı Borçlar Yasası'nın 60/2. maddesindeki uzamış (ceza) zamanaşımıdır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 455/1 ve 102/4. maddeleri uyarınca ceza zamanaşımı beş yıldır. Kural olarak zamanaşımı olay tarihinden başlar. Davacıların zararı desteğin ölüm gününde gerçekleşmiş olup davacılarca da zarar, bilinmekte ve bilinebilecek durumdadır. Zarar veren de belli olduğuna göre zamanaşımı haksız fiil tarihi olan 15.01.2001 gününden itibaren işlemeye başlar. Bundan dolayıdır ki, alınan hesap raporu zamanaşımının başlangıcını değiştiren veya zamanaşımını kesen bir neden olarak düşünülemez. Islah yeni bir dava olup olay tarihinden itibaren beş yıllık ceza zamanaşımı süresi dolduğundan ıslah dilekçesi ile istenilen miktarlar yönünden istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 625.00. TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy