(2709 S. K. m. 129) (765 S. K. m. 243, 451)
Dava: Davacı M. Ö. ve diğerleri vekili tarafından, davalı İçişleri Bakanlığı ve A. G. aleyhine 01.02.2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ye manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın İçişleri Bakanlığı yönünden yargı yolu nedeniyle reddine, A. G. yönünden pasif husumet yokluğundan reddine dair verilen 05.07.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı İçişleri Bakanlığı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Tarafların diğer temyiz itirazına gelince; dava, davacılar murisinin Terörle Mücadele Soruşturması kapsamında gözaltında iken işkence ve darp edilmesi sonucu ölmesi nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı İçişleri Bakanlığı yönünden idari yargının görevli olması nedeni ile yargı yolu bakımından reddine, davalı A. G. yönünden ise, pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı içişleri Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa m. 129/5 'de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp; idari yetkilerin kullanılma alanı ile, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Özellikle, haksız eylemlerde; kamu görevlisinin, Anayasa'nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda, davalı A. G.'ün, davacılar murisinin gözaltına alındığı Emniyet Amirliğinde, komiser ve aynı zamanda Emniyet Amiri olarak görevli olduğu anlaşılmaktadır. Davalı A. G., davacılar murisinin ölümüne neden olan eylem nedeni ile TCK 243 /son delâleti ile TCK 452/1 "Kötü muamele sonucu faili gayri muayyen şekilde adam öldürmek" suçundan yargılanarak mahkum olmuştur. Davacılar davalının ceza mahkemesinde yargılandığı belirterek tazminat isteminde bulunmuştur. Şu halde, dava dilekçesinde açıkça kişisel kusura dayanılarak tazminat istenmiştir. O nedenle, kamu görevlisi konumunda bulunan davalı A. G. yönünden Anayasa m. 129/5 hükmünün uygulanabilmesi söz konusu değildir. Mahkemece, pasif husumet yokluğu nedeni ile ret kararı verilmiş olması doğru değildir. Mahkemece, davanın esasına girilmeli, davalının kusurlu bulunup bulunmadığı tespit edilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan gerekçelerle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazının ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 28.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy