(765 S. K. m. 383) (818 S. K. m. 45, 49) (4616 S. K. m. 1)
Dava: Davacı Kadir Kıyma ve diğerleri vekili Avukat M. Yaman Yurdagül tarafından, davalı Yorgi Fotiyadis aleyhine 13/07/2004 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/01/2008 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 03/02/2009 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat Hüseyin Güleç geldi, karşı taraftan davacılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, banyodaki tüp dedentöründen sızan gazın patlaması sonucu davacıların desteklerinin ölmelerinden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Olay tarihi 06/08/1995 günü olup, eldeki dava 13/07/2004 tarihinde açılmıştır. Davalı, olaya neden olan dedentörün imalatçısıdır. Savunmasında, davanın zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. Mahkemece, davacıların zarar vereni İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ile öğrendikleri belirtilerek davalının zamanaşımı savunması reddedilmiştir.
Davalının imalatçı olarak olaya neden olması sebebiyle ve TCK'nun 383. maddesi uyarınca 1999 yılında hakkında ceza davası açılmıştır. Davacılar zarar vereni 1999 yılında öğrenmişlerdir. Diğer mirasçıların Asliye Hukuk Mahkemesinde ve yine davalı aleyhine 27/04/1999 tarihinde açtıkları başka bir tazminat davasının kesinleşme tarihi, zarar vereni öğrenme tarihi olarak kabul edilemez. Kaldı ki, orada da dava tarihi olan 27/04/1999 günü davalının aynı davalı olduğu açıktır.
Eski Türk Ceza Yasası'nın 383. maddesinde belirtilen suç, beş yıllık ceza zamanaşımına tabidir. Davalı hakkındaki ceza davası 28/01/2002 tarihinde 4616 Sayılı Yasa uyarınca ertelenmişse de eldeki dava tarihi itibari ile ertelemenin zamanaşımına bir etkisi olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın zamanaşımına uğradığı gözetilerek, bu nedenle reddi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 625,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy