(2709 S. K. m. 28) (4721 S. K. m. 24, 25) (5187 S. K. m. 1, 3)
Dava: Davacı F. Hızlı Öğretim Hizmeti Tıp ve Kimya Tic. Ltd Şti. vekili Avukat Musa Can tarafından, davalı Atilla G. vd. aleyhine 28.3.2005 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 1.10.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası'nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır.
Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu olayda; davacı F. Hızlı Öğretim Hizmeti Tıp ve Kimya Limitet Şirketi, 28 Mart 2004 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel seçimlerinde kullanılan yerli malı mürekkebi üreten firmadır. Dava dilekçesinde, Vatan Gazetesinin 29.3.2004 tarihli sayısında yayınlanan Seçim boyası kolonyalı mendille bile silindi başlıklı yazıda; davacı şirketin ürettiği ve ilk defa 2004 yılı seçimlerinde kullanılan çıkmayan özel boyanın, derhal çıktığı ve silindiği yolunda gerçek dışı haber yapıldığını ve kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirtilerek manevi tazminat istenmiştir.
Davaya konu yayında, Seçim boyası kolonyalı mendille bile silindi. başlığı altında ... Yerli malı fos çıktı. TSE standartlarına göre üretilen ve 1,5 ay çıkmaz denilen yerli malı seçim boyası hayal kırıklığı yarattı. 1979 yılından bugüne kadar kullanılan Hint malı seçim boyasından çok daha etkili olduğu iddia edilen yerli malı boyanın kolayca silinmesi şaşkınlık yarattı. Ülkü S. isimli bir seçmen, oyu atıp çıktıktan sonra mendille parmağımı sildim; boyadan eser kalmadı dedi. Pek çok seçmen boyanın aseton, ve çamaşır suyu ile de kolayca silinebildiğini söylerken imalatçı F. Kimyanın sahibi Hakan Ş., bu boya parmağa sürüldükten 30-45 saniye sonra donuyor. O zaman kolonyalı mendille çıkması mümkün değil. Çamaşır suyu ise 1 gün sonra siliyor dedi biçiminde haber yapılmıştır.
Yukarıda vurgulanan ilkeler ve somut olayda saptanan olgular ışığında, davaya konu edilen yazının bütünü incelendiğinde; dava konusu haber, 2004 yılı Mahalli İdareler Genel Seçimlerinin yapılmasından hemen sonra yayınlanmıştır. Haberin güncelliği, kamunun ilgi ve yararının bulunduğu noktasında bir duraksama bulunmamaktadır. Haberde; ülke genelinde seçim manzaralarına yer verilerek ilk defa 2004 yılı seçimlerinde kullanılan seçim boyası ile ilgili seçmenlerin görüşleri alınmış, davacı firma sahibinin de açıklamalarına yer verilmiş ve seçim sonrası yaşananlar ile seçim boyası ile ilgili seçmenlerin tespitleri kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Güncel bir konu hakkında yorum ve değerlendirmeler yapılmıştır. Yayında kullanılan ifade şekli de olayın gösterdiği özelliklere ve anlatılmak istenen amaca uygundur. Diğer bir deyişle özle biçim arasındaki denge bozulmamıştır. Davacı şirketin kişilik haklarına doğrudan bir saldırı söz konusu değildir. Bu haliyle dava konusu yayında, basının kamuoyu oluşturma ve toplumsal eleştiri hakkı kullanılmış olup hukuka uygunluk sınırları içinde kalındığı benimsenmelidir. Açıklanan nedenler karşısında davanın tümden reddi gerekir. Mahkemece, istemin kısmen kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy