(2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 13)
Dava: Davacı Melih Ekinci vekili Avukat Abdulhekim Gider tarafından, davalı Sağlık Bakanlığı ve İbrahim Bülbül aleyhine 20.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın Sağlık Bakanlığı yönünden görevsizliğine, İbrahim Bilgen yönünden husumetten reddine dair verilen 07.06.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalılardan Sağlık Bakanlığı'na yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının davalı İbrahim Bilgen'e yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstem Sağlık Bakanlığı yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı ile diğer davalı yönünden ise Anayasa'nın 129/5. maddesi gereğince husumet düşmeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre davacı meydana gelen olayın davalı İbrahim Bilgen'in kişisel kusurun sonucu meydana geldiğini iddia etmektedir. Davacının bu iddiası, Anayasa'nın 129/5 ve 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 13. maddesi kapsamında düşünülemez. Anılan maddede kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının sonradan kendilerine rücu edilmek üzere bağlı oldukları idare aleyhine açılacağı öngörülmüştür. Şu düzenleme itibariyle maddede görevinin sınırları içinde kalmak suretiyle işlem yapan kamu görevlisinin bu eyleminden dolayı bir zarar doğmuş ise bunun için kamu görevlisine değil, kuruma karşı dava açılabileceği öngörülmüştür. Olayımızda davacı, davalının anılan madde kapsamında öngörülen görev sınırlarını aşmak suretiyle kişisel kusurlarıyla zarara neden olduklarını iddia etmiştir. Şu durumda davacının iddiası doğrultusunda inceleme yapılmalı bu bağlamda davalının kişisel kusuru bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Davacı kanıtları toplanmak suretiyle varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken Anayasanın 129/5. maddesi gereğince husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan Sağlık Bakanlığına yönelik temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.08.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa'nın 129/5. maddesindeki Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 09.07.2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy