(2709 S. K. m. 38) (5187 S. K. m. 1, 3) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava ve Karar: Davacı Mustafa Latif Topbaş vekili Avukat İlhan İmik tarafından, davalı Güney Rek. Yay. Mat. Organizasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğerleri aleyhine 13/11/2006gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/02/2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının uluslararası teröre destek veren kişilerle yasal olmayan ilişkiler içinde olduğu iddiasının konu edildiği yayın ile kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürmüştür.
Davalılar vekili ise yayının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yayının gerçek olmadığı, yeterli araştırma yapılmadan yapılan yayının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu yayında, davacının ortağı olduğu bir şirkette Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından uluslararası teröre destek verenler listesinde gösterilen bir kişinin de ortaklığının bulunduğuna ilişkin bilgiler verilmiş ve bu konu hakkında yorumlar yapılmıştır. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere davacının önceden ortağı olduğu şirkette Birleşmiş Milletler Örgütünün teröre destek verenler listesinde yer alan bir isminde ortaklığının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kişi hakkında Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından bazı işlem ve soruşturmalar yapılmış olduğuna ilişkin bilgilerde bulunmaktadır. Dava konusu yayında aynı şirkette ortaklığı bulunan diğer kişiler ile bunların siyasi konumları üzerinde durulmuş ve davacının bunlar ile olan yakınlığı ve ilişkilerine ilişkin yorum ve değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bilgi ve gelişmeler itibarıyla ortaya çıkan somut bir durum haber konusu yapılmıştır. Davalı taraf olay tarihinde beliren duruma göre yayın yapmış olup davacılar hakkındaki iddiaların maddi anlamda ve yasal durum itibarıyla usulsüzlük oluşturup oluşturmayacağını araştırıp, onun sonucunu beklemesi istenemez. Yayın içeriğinde yapılan değerlendirmeler sırasında kullanılan ifadeler gelişim biçimi itibarıyla, olayın gösterdiği özelliklere ve anlatılmak istenen amaca uygundur. Bu durumda dava konusu yayın olay tarihinde beliren görünür duruma uygun olup genel anlamda eleştiri sınırları içerisinde kaldığından hukuka uygundur. O halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy