(2004 S. K. m. 89) (4721 S. K. m. 6)
Davacı ..... vekili Avukat ..... tarafından, davalı ..... aleyhine 25/3/2002 gününde verilen dilekçe ile İİK'nun 89. maddesi uyarınca menfi tespit istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 4/11/2004 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/1/2008 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, İcra İflas Kanununun 89. maddesi gereğince menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, kardeşinin borcundan dolayı davalı (alacaklı) tarafından İcra ve İflas Yasası'nın 89. maddesi gereğince tebliğ ettirilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının iddiasını kanıtlayamadığı benimsenerek istemin reddine ve davalı yararına dava konusu alacağın % 40 oranında tazminata karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı tarafından kardeşi hakkında yapılan icra takibinden sonra adına İcra ve İflas Yasası'nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderildiğini, borçluya karşı bir borcu bulunmadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davacının takip borçlusuna borcu olmadığı olgusunun davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Medeni Yasa'nın 6. maddesinde iddia sahibinin iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Genel kural ve yasal düzenleme böyle olmakla birlikte; somut olayın özelliğine göre kanıt yükü yer değiştirebilir. Bu bağlamda, davacının açtığı davaya verilen cevapta ve icra takip dosyasında, davacı ile borçlu arasında borcu doğuran bir hukuki ilişkiden söz edilmemiştir. Sadece davacının borçlunun kardeşi olduğu ileri sürülmüştür. Takip alacaklısı olan davalı, soyut alacak iddiasının dayanağını somut olarak göstermemiştir. Dosyada alacağın varlığına ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davalının alacak iddiası soyut bir iddiadan öteye geçememiştir. Şu durumda, borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerekir. Davalının böyle bir ilişkiye dayanmadan, soyut olarak borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürmesi ve bu ilişkinin neye dayalı olduğunu açıklaması gerekir. Salt davacının borçlunun kardeşi olması onun borçlu olduğu sonucunu doğurmaz. Bu somut olayda davacının olumsuzu kanıtlama olanağı bulunmamaktadır. Tüm bu olgular gözetilerek istemin kabul edilmesi gerekirken reddedilmiş olması ve davalı yararına tazminata hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/12/2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)