(818 S. K. m. 41, 49)
Davacı Tuğba vekili tarafından, davalı Rafet aleyhine 09.08.2006 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 10.04.2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı ile yapılan 24.07.2006 günlü söyleşide yer alan Biz evliyken evli bir adamla ilişkiye girdi ve bu kadar da yüzsüz biçimindeki sözlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı ise dava konusu edilen sözlerin hiçbirinin kendisine ait olmadığını ayrıca, daha önce de davacı hakkında evli bir kişiyle birlikte olduğu yönündeki haberlerin basında yer aldığını ancak, davacının bundan rahatsızlık duymadığını ileri sürerek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu edilen açıklamalardan bu kadar da yüzsüz ifadesinin gazete tarafından gönderilen dökümlerde bulunmadığı gerekçesi ile, davacının evli iken bir başka kişi ile birlikte olduğu biçimindeki sözleri ise davalının röportaj öncesinde gelişen velayet ve boşanma davaları ile velayetin davalı babaya verilmesine ilişkin olayların hukuksal nedenlerini açıklarken kullandığı ve dolayısıyla bu kapsamda değerlendirilmesi gereken açıklamalardan ibaret olduğu, hakaret kastı taşımadığı kabul edilerek istem tümden reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davaya konu edilen yayında; davalı tarafından kullanılan Biz evliyken evli bir adamla ilişkiye girdi biçimindeki açıklamanın doğruluğu davalı tarafından usulüne uygun şekilde ispatlanmamış olduğundan davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımaktadır. Bir insanın kişiliğini oluşturan değerler içerisinde koruma ve saygı önceliği içeren alan onun namusuna ilişkin olan alandır. Bu alana yapılan haksız saldırılar kişilik haklarına saldırı oluşturur. Şu durumda davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu benimsenerek davacı yararına uygun miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği gözetilmeyerek yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy