(1086 S. K. m. 437)
Dava: Davacı Abdulhakim vekili Avukat M.Ö. tarafından, davalı Deri Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti Yönetim Kurulu aleyhine 14.07.2005 gününde verilen dilekçe ile tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.01.2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tespit istemine ilişkin olup mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, taraflarca temyiz olunmuştur.
Davacı vekili Deri Organize Sanayi Bölgesinde tabakhane sahibi olduğunu, Deri Organize Sanayi Bölgesi yetkili organlarınca bölgede inşası planlanan arıtım ünitesinin inşaat aşamasında olduğunu, üretim ünitesinden yararlanacak olan tabakhanesinin günlük su kullanım kapasitesinin çok abartılı ve fazla tespit edildiğini, tabakhanenin gerçek ham deri işleme kapasitesinin Ticaret ve Sanayi Odası tarafından daha önce 15 ton/gün olarak belirlendiğini, davalının ise günlük 15 ton yerine 200 tonluk arıtma katılım payı istediğini, bu nedenlerle davalı tarafından istenen katkı payının mahkemece bilirkişi aracılığıyla tespitini, katkı payının en fazla kapasitesi olan günlük 15 ton olarak belirlenmesini istemiştir.
Mahkemece davalı tarafından tespit edilen 200 m3/gün su tüketiminin 153 m3/gün olarak tespitine karar verilmiştir.
Her davada olduğu gibi tespit davasında da davacının, dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı mahkemece resen araştırılması gereken hususlardandır. Hukuki yarar ise, tespit davasına konu edilen hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunmasıdır. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yarar bulunduğunun kabul edilebilmesi için; davacının bir hakkı veya hukuki durumunun güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması, son olarak da, kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmünün davacının karşılaştığı tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olması gerekir. Somut olayda elde edilecek kararın, davacının karşılaştığı tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmadığı açıktır. Eda davasında inceleme yapılacak hususların ayrıca tespit davasına konu oluşturamayacakları gözetilerek davanın reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 05.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy