(818 S. K. m. 41, 43, 49)
Dava ve Karar: Davacı Songül Akın vekili Avukat Ayhan Yıldız tarafından, davalı Süleyman Mutlu ve Ali Mutlu aleyhine 05/04/2005 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/03/2008 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının davalılardan Süleyman Mutlu'ya yönelik tüm, diğer davalı Ali Mutlu'ya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının davalılardan Ali Mutlu'ya yönelik diğer temyiz itirazına gelince; dava evlenme vaadiyle kızlık bozma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istem reddedilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili davalılardan Ali Mutlu ilediğer davalı Süleyman Mutlu'nun birlikte müvekkilini ailesinden istemeye geldiklerini, yurtdışında evli olan davalı Süleyman Mutlu'nun oğlu Ali Mutlu'nun 2 yıl önce boşandığını, şu anda Aksaray'da kendi yanında kaldığını belirterek müvekkili ile Ali Mutlu'yu evlendirmek istediğini, müvekkilinin babasının kızının 15 yaşında olduğunu ve evlenmek için küçük olduğunu ileri sürerek öneriyi önce kabul etmediğini ancak, daha sonra davalıların ısrarı üzerinde evlenmeyi kabul ettiğini, 17.02.2001 günü düğün yapılarak davacı ile davalı Ali Mutlu'nun birlikte yaşamaya başladıklarını, müvekkilinin olayları tam anlamıyla ayırt edebilecek ve değerlendirebilecek akıl ve yaşta olmadığını, düğünden üç ay sonra davalı Ali Mutlu'nun davacıyı bırakarak boşandığını söylediği eşinin yanına yurtdışına gittiğini ve o evlilikten 3 çocuğu olduğunu, temyiz kudretinden yoksun olan müvekkilinin yaşının küçüklüğü nedeniyle kandırıldığını ve davalıların kötü emellerine alet edildiğini iddia ederek manevi tazminat istemiştir.
Mahkemece evliliğin 2001 yılında gerçekleştiği, davanın 2005 yılında açıldığı dikkate alındığında 4 yıl sonra manevi tazminat talep edilmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı ve davacının ceza dosyasında davalılar hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olduğu gözetilerek manevi tazminat istemi reddedilmiştir.
Dosya kapsamı dikkate alındığında, olay gününde 15 yaşında olan davacının küçük olduğu ve rızası ile cinsel ilişkinin gerçekleştiği sabittir. Cinsel ilişki rızası ile gerçekleşmiş olsa bile, yaşının küçük olması nedeniyle, bu eylemin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı benimsenmeli ve uygun bir miktar tazminat takdir edilmelidir. Yerel mahkemenin yukarıda açıklanan gerekçesi, davanın tümden reddini gerektirmez ancak, tazminat tutarının belirlenmesinde etkili olabilir. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan Ali Mutlu aleyhine BOZULMASINA; davacının diğer davalı Süleyman Mutlu'ya yönelik tüm, davalı Ali Mutlu'ya yönelik diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy